Turkish-German translations for eski:

alter, alte, älteste, alt · Ex‐, Ex- · früher, früh · ehemalig · altmodisch · uralt · antik · gebraucht · altertümlich · Vergangenheit · betagt · vorig · other translations

eski alter, alte, älteste, alt

Bu yüzden bu eski Hollywood Yahudi gözlüklerini aldım.

Deswegen habe ich diese alte jüdische Hollywoodbrille besorgt.

Eski "tokatçımı" mı?

Meinen alten Totschläger?

Eski günlük yeni mi?

Altes Testament oder neues?

Click to see more example sentences
eski Ex‐, Ex-

O benim eski karım.

Sie ist meine Ex-Frau.

Ben onun eski kocasıyım.

Ich bin ihr Ex-Mann.

Ben Kandi, Alan'ın eski karısı ve TV'den Jane Risotto.

Hier ist Kandi, Alan's Ex-Frau und Fernsehstar Jane Risotto.

Click to see more example sentences
eski früher, früh

Her şey eskisi gibi.

Alles ist wie früher.

Eskiden dans ederlerdi.

Früher tanzten sie.

Bana eskiden Paçuli derdi.

Früher nannte er mich PatchouIi.

Click to see more example sentences
eski ehemalig

Az önce Suzy'nin eski sevgilisi geldi.

Suzys ehemaliger Verlobter ist gerade angekommen.

Eski bir meslektaşım, bir arkadaşım tarafından uyarılmıştım.

Ich wurde von einem ehemaligen Kollegen einem Freund gewarnt.

Eski Direktör Moody's Derecelendirme Kuruluşu ve hemen riskli alıcılara fon satımını durdurabilirlerdi.

Ehemaliger Geschäftsführer Moody's Ratingagentur und die Förderung für riskante Kreditnehmern sofort unterbinden.

Click to see more example sentences
eski altmodisch

Ama bu eski usûl baba-kız zamanı olacaktı.

Aber dies sollte altmodische Vater-Tochter-Zeit sein.

Bana eski kafalı diyebilirsin.

Nenn mich einfach altmodisch.

Eski moda ama çok dayaıklıdır.

Altmodisch, aber sehr fest.

Click to see more example sentences
eski uralt

Tadı eski çağlardaki baharatlara benziyor.

Schmeckt wie ein uraltes Kräuterderivat.

Eski bir ırktır.

Eine uralte Rasse.

Eski bir, Kalik gümrük geleneği.

Eine uralte Landessitte in Khalik.

Click to see more example sentences
eski antik

Eski bir Çin lehçesinde yazılmış.

Ein antiker chinesischer Dialekt.

Eski Romalılar kadehlerini panç kaselerine sokup yüksekte saklarlarmış.

Oh, die antiken Römer taten gewürztes Toast in ihre Punch-Gläser.

Kesinlikle ama kim eski bir hançer için birini öldürür ki?

Sicherlich. Aber wer würde das tun Jemanden töten für einen antiken Dolch?

Click to see more example sentences
eski gebraucht

Aslında, eski kocanın yardımına ihtiyacı var.

Eigentlich braucht dein Ex-Mann deine Hilfe.

Bize eski usul bir polis lazım.

Wir brauchen einen altmodischen Bullen.

He-Man'in sağ koluyla bu eski Mad Libs kitabına ihtiyacım vardı gerçekten.

Ich brauchte wirklich He-Mans rechten Arm und dieses alte Mad Libs-Buch.

Click to see more example sentences
eski altertümlich

Coğrafya, Büyük İç Geçit hangi eski İngiliz şehrinden sonra isimlendirildi?

Die große Zentralschlucht ist nach welcher altertümlichen, britischen Stadt benannt?

Bu çok eski bir dünya özentisi.

Das ist ein sehr altertümlicher Brauch.

Fakat çok ama çok eski zamanlardı herhalde

Aber wenn es so eine altertümliche Sache war

Click to see more example sentences
eski Vergangenheit

Bu eski yer, şaşaalı bir geçmişe sahip.

Dieser Ort hat eine illustre Vergangenheit.

eski betagt

İşte bu oyun eskide kaldı rahibe.

Der Trick ist betagt, Schwester.

eski vorig

Evet, kendisi geçen sene kovulan eski bir Oceanic yöneticisi ve Castle şunu dinle.

Ja, sie ist eine ehemalige Oceanic Managerin, die voriges Jahr gefeuert wurde und Castle, hör zu.