felsefesini

Birinci sınıf bir felsefe dehası.

Ein erstklassiges philosophisches Genie.

Entellektüel iflasın felsefe abidesi.

Chef-Philosoph der intellektuell bankrotten.

Adını Bob Marley koymuşsun ama felsefesini anlayamamışsın.

Du nennst dichzwar Bob Marley, aber hast seinePhilosopienichtbegriffen.

Felsefe parçalayan, bunaltıcı laga luga konuşmalara değil.

Nicht diesen zugequatschten, deprimierenden, philosophischen Schwachsinn.

Ben bu istasyonda tüm felsefeler için bir oda olduğunu düşünmüştüm.

Ich dachte, dass es auf dieser Station Raum für alle Philosophien gibt.

Ben Art! Yeni Dönem Felsefesi öğrencisiyim.

Ich bin Art, New Age-Philosophiestudent.

Güneşe tapan birisinin kardeşlik felsefesini geliştirmesi biraz mantıksız.

Unlogisch, dass ein Sonnenanbeter eine Bruderschaftsphilosophie entwickelt.

Yeni yayın arkadaşı Becky'ninse farklı bir felsefesi vardı.

Ihre neue Co-Moderatorin hatte eine andere Philosophie.

Bir felsefesi var ve bu onu tehlikeli hale getiriyor.

Es hat eine Philosophie und das macht es so gefährlich.

Ben burada sadece emlak piyasasından bahsetmiyorum, bu bir felsefe.

Ich rede nicht nur über Immobilien, ich rede von einer Philosophie.