Turkish-German translations for güç:

Kräfte, Kraft · Macht · Energie · Stärke · Fantasie · hart · stärken · Phantasie · Willenskraft · schwer · schwierig · Leistungen, Leistung · Befugnis · Vermögen · Lebenskraft · other translations

güç Kräfte, Kraft

Sinbad, görülmedik güçlerin olduğunu söylüyor.

Sindbad sagt, Ihr besitzt außergewöhnliche Kräfte.

Bu güç seni öldürecek ve bu benim suçum!

Die Kraft wird dich töten und das ist meine Schuld.

Kedi Gözü kolyesinin büyülü güçlere sahip olduğuna inanılıyordu.

Man glaubte, die Katzenaugen-Halskette besäße magische Kräfte.

Click to see more example sentences
güç Macht

Sevgili kızım "asla para, şöhret, güç ya da güvence için evlenme.

Meine liebste Tochter, heirate nie für Geld, Ruhm, Macht oder Sicherheit.

Güce ihtiyacım var.

Ich brauche Macht.

Yüksek bir güç beni yönlendiriyordu.

Eine höhere Macht trieb mich an.

Click to see more example sentences
güç Energie

Daha fazla güce ihtiyacım var!

Ich brauche mehr Energie.

Güç çekirdeği kritik kütlede.

Energie nahe kritischer Masse.

Güç geri geliyor, efendim!

Energie kommt zurück, Sir!

Click to see more example sentences
güç Stärke

Onun gücü, bizim gücümüzdür.

Ihre Stärke ist unsere Stärke

Her bir güce karşılık bir zayıflık vardı.

Für jede Stärke, gab es eine Schwäche.

Bu kasabanın güce ihtiyacı var.

Und diese Stadt braucht Stärke.

Click to see more example sentences
güç Fantasie

Muhasebecilerin bile hayal gücü vardır.

Selbst Buchhalterinnen haben Fantasie.

Gerçekten kuvvetli bir hayal gücün var Duke, değil mi?

Sie haben wirklich eine lebhafte Fantasie, stimmte, Duke?

Çok ateşli bir hayal gücün var.

Du hast eine blühende Fantasie.

Click to see more example sentences
güç hart

Çok zor, biliyorum ama siz de güçlü insanlarsınız.

Ich weiß, es ist hart. Aber Sie sind stark.

Bu kaburgalar gerçekten güçlü.

Diese Rippen sind wirklich hart.

Uzun ve zorlu bir yolculuk olacak ama o güçlü bir kız.

Es wird ein langer harter Weg werden, aber sie ist stark.

Click to see more example sentences
güç stärken

Eskiden birbirimizi daha güçlü yapardık.

Wir haben uns früher gegenseitig gestärkt.

Lursa ve B'Etor'dan korkuluyor ve korku demek güç demek.

Lursa und B'Etor sind gefürchtet. Diese Furcht stärkt ihre Macht.

Alt-uzay alanını güçlendirmek için durağanlık tamponlarından enerji çekin.

Energie von den Trägheitsdämpfern transferieren, um Subraumfeld zu stärken.

Click to see more example sentences
güç Phantasie

Ama biraz hayal gücü.

Aber ein wenig Phantasie.

Oldukça iyi bir hayal gücün var.

Du hast eine blühende Phantasie.

Sende hiç hayal gücü yok.

Du hast keine Phantasie!

Click to see more example sentences
güç Willenskraft

İrade güçü olmadan, biz sakatız.

Ohne Willenskraft sind wir Krüppel.

İrade gücü Çok etkileyici.

Willenskraft sehr beeindruckend.

Her şey güç ve iradeyle halledilir.

Es geht um Stärke und Willenskraft.

Click to see more example sentences
güç schwer

Güçlü darbeler, paralel yaralar.

Schwere Schläge, parallele Wunden.

Ölümcül değil, ağır durdurma gücü var derialtı dokusunu parçalar.

Nicht tödlich, schweres Bremsvermögen, bricht unter dem Subkutangewebe auf

İki yıl, iki gün, söylemesi güç.

Zwei Jahre. Zwei Tage. Schwer zu sagen.

güç schwierig

İkimiz için de çok güçtü.

Es ist für uns beide schwierig.

Miranda, çok güç bir durum bu.

Miranda, das ist sehr schwierig.

Benimsenmeyen, güç kararlar veriyor, zor seçimler yapıyoruz.

Wir treffen die unpopulären, schwierigen Entscheidungen. Die harten Auswahlen.

güç Leistungen, Leistung

Daha fazla güce ihtiyacımız var.

Wir brauchen mehr Leistung.

güç Befugnis

Taneciklerin sihirli güçleri yoktur..

Feinstaub ohne besondere Befugnisse.

güç Vermögen

Sallanan bir evlilik, sallanan bir servet cinayet için iki güçlü sebep.

Ehe in die Brüche, ein Vermögen in Brüche Zwei starke Motive für Mord.

güç Lebenskraft

Gençlik, güçlü bir yaşam kaynağıdır.

Jugend ist eine starke Lebenskraft.