güneşin

Sizinle yarın güneş doğarken buluşacağım, burada.

Ich treffe Euch morgen bei Sonnenaufgang, hier.

Bir güneş çiftliği almak istiyorum.

Ich möchte einen Solarpark kaufen.

Güneş yağına ihtiyacım yok.

Ich brauche keine Sonnencreme.

Bu güneşin altında yaşamak istiyorum.

Ich möchte unter dieser Sonne leben.

Benim de güneş gözlüklerim var.

Ich habe auch eine Sonnenbrille.

Beyaz tenli, güneş gözlüklü, kapşonlu.

Weißer Typ, Sonnenbrille, Kapuzen-Shirt.

Daha önce hiç mi güneş görmediniz?

Habt ihr noch nie Sonne gesehen?

Bende biraz güneş kremi var suratın için.

Ich habe hier Sonnencreme für eure Schnäbel.

Güneş patlamasından gelen bazı parazitler belirledim.

Ich verzeichne starke Interferenzen einer Sonneneruption.

Neden iki güneş görüyorum?

Warum sehe ich zwei Sonnen?