Turkish-German translations for güzel:

schön · gut · hübsch · wunderschön · nett · wunderbar · Schönheit · angenehm · freundlich · schick, geschickt · attraktiv · lieb · schlau · elegant · gefällig · other translations

güzel schön

Seni tekrar görmek gerçekten çok güzel.

Ist wirklich schön, dich wiederzusehen.

Güzel bir rüya mıydı yoksa kötü mü?

War's ein schöner oder schlimmer Traum?

Güzel, büyük ve yuvarlak memeler.

Schöne, große, runde Titten.

Click to see more example sentences
güzel gut

Senin için güzel haberlerim var, küçük kardeşim.

Ich habe einige gute Nachrichten für dich, kleiner Bruder.

Pekala, güzel fikir.

Genau, gute Idee.

Bu güzel, vatansever bir davranış, ama daha iyi bir fikrim var.

Das ist sehr patriotisch, aber ich hab eine bessere Idee.

Click to see more example sentences
güzel hübsch

Güzel bir kız, değil mi?

Ein hübsches Mädchen, oder?

Ne kadar güzel baksana.

Schau, wie hübsch sie ist.

Prensesim ben! Güzel mi güzel bir prensesim!

Ich bin eine hübsche, hübsche Prinzessin!

Click to see more example sentences
güzel wunderschön

Saygıdeğer meslektaşımın yetenekli, güzel ve sevecen kızına.

Meines hochgeschätzten Kollegen begabte, wunderschöne, liebevolle Tochter.

Ne kadar güzel gözüktüklerine bak.

Schau wie wunderschön Sie sind.

Elena, sen harika bir kadınsın çok güzel bir gelinsin.

Elena, du bist eine wunderbare Frau, eine wunderschöne Braut.

Click to see more example sentences
güzel nett

Burası güzel insanlar için güzel bir yer.

Dies ist ein netter Ort für nette Leute.

Güzel törendi, değil mi Vali?

Nette Veranstaltung, oder Gouverneur?

Hoş, güzel insanlar.

Nette, nette Menschen.

Click to see more example sentences
güzel wunderbar

Bu güzel sohbet için teşekkürler.

Danke für dieses wunderbare Gespräch.

Bizim için çok güzel ve fedakârca bir şey yapıyorsun.

Du tust etwas Wunderbares und sehr Selbstloses für uns.

Bu, çok güzel bir dostluğun başlangıcı olabilir.

Das könnte der Beginn einer wunderbaren Freundschaft sein.

Click to see more example sentences
güzel Schönheit

Ama burada iki güzel var.

Aber hier sind zwei Schönheiten.

Çok güzel olduğuna eminim.

Sie ist sicher eine Schönheit.

Sıra sende, benim gizemli yabancı güzelim.

Du bist dran, meine geheimnisvolle fremde Schönheit.

Click to see more example sentences
güzel angenehm

Bizim ilk güzel şaşkınlığımız.

Unsere erste angenehme Überraschung.

Güzel bir tıraş losyonu var. Yasemin ve zencefil kokulu.

Die haben hier ein angenehmes Aftershave, Jasmin und Ingwer.

Burası zaten güzel bir yer.

Es ist ein angenehmer Ort!

Click to see more example sentences
güzel freundlich

Hep güzel bir söz bulurdu.

Immer ein freundliches Wort.

Güzel bir fıstıktı, gerçekten dost canlısı ve tatlı biriydi.

Sie war eine coole Tussie, echt freundlich und süß.

Evet, çok güzel olurdu.

Das wäre sehr freundlich.

Click to see more example sentences
güzel schick, geschickt

Yeni ayakkabıların çok güzel.

Deine neuen Schuhe sind schick.

Güzel bir hareketle Neps'i geçiyor.

Geschickt an Neep vorbeigespielt.

Çok güzel, Turtle.

Sehr schick, Turtle.

Click to see more example sentences
güzel attraktiv

Güzel elbise, çok alımlı.

Schönes Kleid, sehr attraktiv.

En iyi arkadaşın Toby, kuzenin Brenda, kuzenin Charlotte, ve güzel teyzen.

Deiner besten Freundin Toby, deinen Cousinen Brenda und Charlotte, deiner attraktiven Tante.

Sen, sen çok etkileyici ve çok güzel çekici bir kadınsın.

Sie sind eine sehr attraktive Frau. Eine sehr hübsche junge Frau.

Click to see more example sentences
güzel lieb

Güzel bir evin var, seni seven bir karın ve sana tapan çocukların var.

Eine wunderbare Zuhause, eine Frau die dich liebt und Kinder die dich verehren.

Gelatto aşçılığı güzel, gerçekten ama hepsi o kadar.

Ein Speiseeishersteller ist süß und wirklich lieb. Aber das war's.

Ne güzel, değil mi Edgar?

Ist das nicht lieb, Edgar?

Click to see more example sentences
güzel schlau

Akıllı ve teşvik edici ve seksi ve güzeldi.

Sie ist schlau und engagiert und sexy und schön.

Felicity zeki, hoş ve güzel biri.

Felicity ist schlau, nett und schön.

Zeki ve güzel, bunlar tam da öldürücü kombinasyon.

Schlau und hübsch. Das ist eine verdammt tödliche Kombination.

güzel elegant

Güzel kıyafetler umurumda değil

Elegante Kleider sind mir egal

güzel gefällig

Burada senin için çok güzel fahişeler biliyorum!

Ich weiß Dir hier, gefälligere Dirnen!