Turkish-German translations for garip:

seltsam · komisch · merkwürdig · eigenartig · sonderbar · bizarr · fremd · eigen · eigentümlich · grotesk · verschroben · other translations

garip seltsam

Bir hırsız için garip bir uzmanlık alanı, değil mi?

Eine etwas seltsame Spezialität für einen Dieb, oder?

Ne garip bir gün bugün.

Wie seltsam alles heute ist.

O zamandan beri bir garip davranıyor.

Er benimmt sich seitdem seltsam.

Click to see more example sentences
garip komisch

İçimde garip bir his var.

Ich habe ein komisches Gefühl.

Kendini garip hissettin mi?

Fühlten Sie sich komisch?

Garip bir soru soracağım. Kalemlerimi gördün mü?

Komische Frage, hast du meine Stifte gesehen?

Click to see more example sentences
garip merkwürdig

Değil misin? Şakakların garip sualtı yaratıkları gibi zıplıyor.

Ihre Adern pulsieren wie ein merkwürdiges Unterwasser-Lebewesen.

Dr. Cross. Bu size biraz garip gelebilir ama sanırım yardımınıza ihtiyacım var.

Oh, Dr. Cross, das kling vielleicht merkwürdig, aber ich glaube, ich brauche Ihre Hilfe.

Biliyor musun, çok garip.

Wissen Sie, es ist merkwürdig.

Click to see more example sentences
garip eigenartig

Bu kendimi garip hissettiriyor.

Ich fühle mich eigenartig.

Garip bir şey.

Es ist eigenartig.

Çok garip davranıyorsun ve

Du benimmst dich eigenartig.

Click to see more example sentences
garip sonderbar

Arkadaşlarımız sık sık Gabrielle ve benim garip bir çift olduğumuzu söylerdi.

Unsere Freunde kommentierten oft dass wir ein sonderbares Paar wären, "Gabrielle und ich.

Çok büyük ve garipti, bir çok boş odası ve gizli geçitleriyle.

Es war sehr groß und sonderbar, mit vielen leeren Räumen und Geheimgängen.

Bu garip işte.

Das ist sonderbar.

Click to see more example sentences
garip bizarr

İkinci garip Kelly cinayeti.

BIZARRER ZWEITER KELLY MORD

Bu kadar garip bir şey daha duymadım ben.

Ich habe noch nie von etwas so bizarrem gehört.

Bir çeşit garip intihar şekli mi?

Ist das eine Art bizarrer Selbstmord?

Click to see more example sentences
garip fremd

Garip bir ses duyuyorum.

Ich höre eine fremde Stimme.

Her gece aynı rüya, aynı garip gezegen.

Jede Nacht derselbe Traum, derselbe fremde Planet.

Onlar garip, yabancı varlıklar.

Es sind merkwürdige, fremde Wesen.

garip eigen

Ayrıca garip bir şekilde kendi el yazısıyla yazılmış.

Eigenartig ist, es ist seine eigene Handschrift.

garip eigentümlich

Birkaç gün sonra, Webb garip davranmaya başlamış.

Ein paar Tage später verhielt sich Webb eigentümlich.

garip grotesk

Bu sadece an-ortodoks değil, aynı zamanda garip.

Das ist nicht nur unorthodox, sondern grotesk.

garip verschroben

O kadar garip birisi değilim.

So verschroben bin ich nicht!