gerçekle

Bir tümör kesinlikle beyin fonksiyonunu etkileyebilir gerçekçi halüsinasyonlara da sebep olabilir.

Ein Tumor kann definitiv Gehirnfunktionen beeinflussen, auch heftige Halluzinationen auslösen.

Bir kuş gibi yemek deyimini gerçekten biraz yanlış buluyorum çünkü kuşlar gerçekten çok fazla yerler.

Wie ein Vögelchen essen" ist ein ziemlich unzutreffender Ausdruck, denn Vögel fressen wirklich eine Menge.

Onu gerçekten dondurduk tıpkı bir insan artığıymışçasına.

Wir haben ihn wirklich eingefroren, wie ein menschliches Überbleibsel.

Bir ışınlayıcı iz analizi de, gerçekte ne kadar zaman geçtiğini gösterebilir.

Eine Transporterspurenanalyse könnte auch zeigen, wie viel Zeit wirklich vergangen ist.

Bir teoriniz var, bir makale yazdınız gerçek bir yazı oluşturdunuz.

Ihr hattet eine Theorie, schriebt eine Publikation, leistetet einen wirklichen Beitrag.

Biliyor musunuz, kızınız gerçekten iyi bir yalancı.

Wissen Sie, ihre Tochter ist eine wirklich gute Lügnerin.

Seni tekrar görmek gerçekten çok güzel.

Ist wirklich schön, dich wiederzusehen.

Ama şu anda gerçekten sana ihtiyacım var.

Aber ich brauche dich jetzt wirklich.

Gerçek bir bilim adamı gibi konuştun.

Gesprochen, wie ein echter Wissenschaftler.

Biliyorum ama şimdi gerçekten kötü bir zaman.

Ich weiß, aber jetzt ist ein schlechter Zeitpunkt dazu.