gidiyor

Gidince çevreye zararlı soğutucularımızı geride bırakabilir miyiz?

Können wir unsere umweltschädlichen Styropor-Kühler liegenlassen, wenn wir gehen?

Affedersiniz ama ben artık eve gitmek zorundayım.

Entschuldigt mich, aber ich muss jetzt nach Hause.

Bak, ben şimdi gidiyorum. Ama daha sonra gelebilir miyim?

Ich werde jetzt gehen, aber darf ich später wiederkommen?

Yarın akşam, Emily'nin şarap müzayedesine gidecek bir partnerim yok.

Ich habe keine Begleitung für Emilys karitative Weinauktion morgen Abend.

Hiçbir şey olmadı ve hiçbir şey olmayacak çünkü gidiyorum.

Nichts ist passiert, nichts wird passieren, denn ich gehe weg.

Kazandigimiz her dolar hasta, aclik ceken ve kotu muamele gormus bir cocuga gidecek.

Jeder eingenommene Dollar hilft einem kranken Kind, einem hungernden Kind, einem misshaldelten Kind.

Ben de senin için öyle hissediyorum, ama gitmek zorundayım.

Ich empfinde genauso für dich, aber ich muss gehen.

Artık eve gidebilir miyiz lütfen?

Können wir jetzt nach Hause, bitte?

Hayır, benim eve gitmem gerek.

Nein, ich muss nach Hause.

Bu Kree'nin tam olarak nereye gittiğini saptamak istiyorum.

Ich möchte genau feststellen, wohin dieser Kree-Typ geht.