Turkish-German translations for gitmek:

gehen · fahren · gehen nach · laufen · kommen · hingehen · fliegen · besuchen · weggehen · verlassen · hinfahren · abreisen · reisen · vergehen · aufsuchen · wegfahren · vorgehen · begeben · treten · sich begeben · abfahren · other translations

gitmek gehen

Gidince çevreye zararlı soğutucularımızı geride bırakabilir miyiz?

Können wir unsere umweltschädlichen Styropor-Kühler liegenlassen, wenn wir gehen?

Daha ne kadar uzağa gitmem gerek?

Wie weit werde ich noch gehen müssen?

O zaman ikiniz de gidin.

Dann müsst ihr beide gehen.

Click to see more example sentences
gitmek fahren

Ben eve yalnız gidiyorum.

Ich fahre alleine nach Hause.

Biz de güneye gidelim.

Wir fahren nach Süden.

Birlikte gidelim o zaman.

Dann Fahren wir zusammen?

Click to see more example sentences
gitmek gehen nach

O zaman neden eve gitmem gerekiyor?

Warum soll ich dann nach Hause gehen?

Eve gitmek mi?

Nach Hause gehen?

Taşkent'e gitmemi ister misin?

Soll ich nach Taschkent gehen?

Click to see more example sentences
gitmek laufen

Ama bir şeyler yanlış gitti.

Aber etwas lief schief.

Audrey, benim.Yanlış giden bir şeyler var.

Audrey, ich bin's. Irgendwas ist schief gelaufen.

Belki de Clay dikkatsiz davrandığı için bir şeyler ters gitmiştir.

Vielleicht ist etwas schief gelaufen, weil Clay leichtsinnig wurde.

Click to see more example sentences
gitmek kommen

Şimdi eve gidelim, hadi.

Kommt, wir gehen nach Hause.

Hadi gidelim buradan! Hadi!

Kommt gehen wir endlich!

Cannes'a gideceğim, eve altın palmiye ve Cote d'Azure güneş yanığıyla döneceğim.

Ich gehe nach Cannes und komme mit einer goldenen Palme und Côte d'Azure-Bräune zurück.

Click to see more example sentences
gitmek hingehen

Ben Ben hiçbir yere gitmiyorum.

Ich werde nirgendwo hingehen.

Bir yerlere gitmek zorundayım.

Irgendwo muss ich hingehen.

Hiçbir yere gitmiyorum, Frank.

Ich werde nirgends hingehen, Frank.

Click to see more example sentences
gitmek fliegen

Bu yüzden yarın eve gidiyoruz.

Deswegen fliegen wir morgen zurück.

Eve mi gidiyoruz şimdi?

Fliegen wir jetzt nach Hause?

İçeri doğru gidiyoruz!

Wir fliegen hinein!

Click to see more example sentences
gitmek besuchen

Ben eski bir arkadaşımı görmeye gidiyorum.

Ich werde einen alten Freund besuchen.

Yarın ilk Penguen'i görmeye gideceğiz. Haklısın.

Morgen werden wir zuerst Penguin besuchen.

Bir arkadaşı ziyarete gittim.

Ich wollte einen Freund besuchen.

Click to see more example sentences
gitmek weggehen

Dün sabah hiç açıklama yapmadan gitti.

Sie ist gestern früh weggegangen Ohne Erklärung

Ben gidene kadar.

Bis ich weggehe.

Charlotte her zaman gitmek isterdi.

Charlotte wollte schon immer weggehen.

Click to see more example sentences
gitmek verlassen

Terk edilmiş bir hasteneye gidiyoruz.

Wir gehen in ein verlassenes Krankenhaus.

Bu gece Washington'a gidiyorum.

Ich verlasse Washington heute Abend.

Harun, Mısır'dan ne zaman gidiyoruz?

Aaron, wann verlassen wir Ägypten?

Click to see more example sentences
gitmek hinfahren

Hayır, başka bir yere gideceğiz.

Nein, wir werden woanders hinfahren.

Bu akşam gitmek istiyorum.

Ich will heute Abend hinfahren.

Sandy, bir yere gidebilir miyiz?

Sandy, können wir irgendwo hinfahren?

Click to see more example sentences
gitmek abreisen

Gelecek hafta gitmem gerekiyor.

Ich muss nächste Woche abreisen.

Elimizde koordinatlar yok, gelen veya giden hiç kimsenin kayıtları da yok.

Wir haben keine Koordinaten, keine Logs von Abreisen oder Ankünften.

O iki gün içinde gidecek.

In zwei Tagen wird sie abreisen.

Click to see more example sentences
gitmek reisen

Yarın bir için Avrupa'ya gitmem gerekiyor.

Ich muss morgen geschäftlich nach Europa reisen.

Catherine ile birlikte Avrupa'ya gitmek istiyorum.

Ich möchte mit Catherine nach Europa reisen.

O halde biz de Londra'ya gidiyoruz.

Dann müssen wir nach London reisen.

Click to see more example sentences
gitmek vergehen

Sanırım o da yoluna gidiyor

Ich glaube, auch sie vergeht.

Duman gibi kaybolup gidecek.

Sie wird wie Rauch vergehen.

Ne kadar zaman sonra Quill'in barna gidip onu öldürdünüz?

Wie viel Zeit verging, bis Sie Quill aufsuchten und töteten?

Click to see more example sentences
gitmek aufsuchen

Ne kadar zaman sonra Quill'in barna gidip onu öldürdünüz?

Wie viel Zeit verging, bis Sie Quill aufsuchten und töteten?

Dumbledore u görmeye gidecektin değil mi?

Sie wollten Dumbledore aufsuchen, oder?

Bu doğru Jack. Ben onu görmeye gittim.

Das stimmt auch, Jack, ich habe ihn aufgesucht.

Click to see more example sentences
gitmek wegfahren

Julia burada ama Barbie yok. Koca Jim ile gittiğini söylediler.

Julia ist hier, aber Barbie ist angeblich mit Big Jim weggefahren.

Sanırım, Steve gitti. Nereye?

Ich glaube, Steve ist weggefahren.

Beth size bir kaç hafta içinde Haiti'ye gideceğimizi söyledi mi?

Hat Beth erzählt, dass wir in ein paar Wochen wegfahren? Nach Haiti.

Click to see more example sentences
gitmek vorgehen

Kimse nedenini bilmiyor, kimse neler olduğunu bilmiyor ben de yemeğe gidiyorum.

Keiner weiß, warum. Keiner weiß, was vorgeht. Und ich gehe essen.

Özel bir birimle Otel soygunlarının üzerine gitmek istiyorlar.

Sie wollen mit einer Sondertruppe gegen die Hoteldiebstahlswelle vorgehen.

Lavar Quintel'nın oğlunun peşinden gitmek.

Gegen Lavar Quintels Sohn vorzugehen.

Click to see more example sentences
gitmek begeben

Yetti artık, bu sefer New York'a bizzat gideceğim.

Diesmal begebe ich mich persönlich nach New York.

Polisler acilen gitsin, First Boston Independent, Boston

Begebt euch sofort zur First Boston Independent, Boston

Rancho Palos Verdes, California'da bulunan Okyanus Manzaralı Teras Tedavi Merkezi'ne gidiyor.

Towelie begibt sich ins Ozean-Blick-Terrassen-Therapiezentrum in Rancho Palos Verdes, Kalifornien.

gitmek treten

Ben de onların izinden gidiyorum.

Ich trat in ihre Fußstapfen.

İlk, Mike gidiyor, sonra Dan.

Zuerst tritt Mike ab, dann Dan.

gitmek sich begeben

Rancho Palos Verdes, California'da bulunan Okyanus Manzaralı Teras Tedavi Merkezi'ne gidiyor.

Towelie begibt sich ins Ozean-Blick-Terrassen-Therapiezentrum in Rancho Palos Verdes, Kalifornien.

gitmek abfahren

Haydi kızlar gidiyoruz.

Los, Mädchen! Abfahren!