Turkish-German translations for hep:

all, alle · immer · ständig · ganz · stets · dauernd · immerzu · jederzeit · insgesamt · other translations

hep all, alle

Bu insanların hepsi aynı karakteristik özellikleri sergiliyor:

Diese Menschen teilen alle dieselben, grundlegenden Eigenschaften.

Belki de hepimiz çıkarsak

Vielleicht sollten wir alle

Hepimiz bir gün öleceğiz.

Wir sterben alle einmal!

Click to see more example sentences
hep immer

Ama ben seni hep sevdim!

Aber ich liebte dich immer!

Yine de, hep benim çocuklarım olacaksınız.

Trotzdem bleibt ihr immer meine Kinder.

T'Pring, benden ayrıldın ve asla ayrılmadın hiç dokunulmadın ve hep dokunulacaksın.

T'Pring, getrennt von mir und niemals getrennt, niemals und immer berührend und berührt.

Click to see more example sentences
hep ständig

Sen beni hep duyuyor musun ki?

Sie können mich ständig hören?

Hep pantolon giymek zorunda kaldım.

Ich musste sogar ständig Hosen tragen.

Neden hep kaybedenleri seçiyorum?

Warum wähle ich ständig Verlierer?

Click to see more example sentences
hep ganz

Bütün bir köy yüzlerce ev hepsi de küllerin altında gömülü.

Eine ganze Stadt, hunderte Häuser. Alle unter der Asche vergraben.

Bütün hayatın boyunca suçlulara yazmak Suçlular hakkında yazmak Hep yazmak

Ihr ganzes Leben, an Verbrechern schreiben, über Verbrecher schreiben, immer nur schreiben.

Bütün bu işler hep casuslukla falan ilgiliydi.

Die ganze Sache war richtiges Agentenzeug, verstehen Sie.

Click to see more example sentences
hep stets

Büyük güçler ilkel insanları hep şaşırtmıştır.

Starke Kräfte haben primitive Menschen stets verblüfft.

Hep yeni ipek elbise giyerdi.

Sie trug stets ein neues Seidenkleid.

Ama bir noktası hep eksik.

Aber stets fehlt der Punkt.

Click to see more example sentences
hep dauernd

Yeni bir kumanda almaya. Yoksa hep kalkmak zorundayız.

Ich kauf eine neue Fernbedienung, sonst müssen wir dauernd aufstehen.

Biz hep buraya geliriz.

Wir kommen dauernd hierher.

Hiçbir şey sonsuza dek sürmez. Hep bunu duydum

Nichts dauert ewig, das habe ich immer gehört.

Click to see more example sentences
hep immerzu

Hep şaka yapıyorsun. Hep değil.

Du machst immerzu Scherze.

Ama Dov, hep savaşıyorsun.

Aber du kämpfst immerzu, Dov.

Hep çekiliyorsun, hep kabulleniyorsun.

Immerzu Resignation und Hinnahme.

Click to see more example sentences
hep jederzeit

Hepimiz biliyoruz ki Bobbi o çay bardağını istediği zaman hâlledebilirdi.

Wir alle wissen, Bobbi hätte diesen Teetrinker jederzeit ausschalten können.

Her neyse bunu ben hep yaparım.

Wie auch immer, das mache ich jederzeit.

Higgins nerede olduğunu hep biliyor.

Higgins weiß jederzeit wo sie sind.

hep insgesamt

Toplamda sekiz kurban varmış. Hepsi de okla vurulmuş.

Es gab insgesamt acht Opfer, alle mit Pfeilen erschossen.