Turkish-German translations for hoş:

willkommen · nett · schön · wohl · hübsch · süß · angenehm · reizend · lieb · gerne · freundlich · charmant · entzückend · niedlich · weich · herrlich · liebenswürdig · mild · sanft · gefällig · gemütlich · schick, geschickt · schlau · umgänglich · other translations

hoş willkommen

Max'in Ev Yapımı Kekleri"ne hoş geldiniz.

Willkommen bei Max's hausgemachte Cupcakes!

Yeni evinize hoş geldiniz

Willkommen in lhrem neuen Heim.

Eve hoş geldiniz, Bay Flint.

Willkommen daheim, Mr. Flint.

Click to see more example sentences
hoş nett

Sizi tekrar görmek ne hoş.

Wie nett Sie wiederzusehen.

Ama kardeşi Elizabeth de hoş.

Ihre Schwester EIizabeth ist nett.

Kabul etmelisiniz ki bu hoş bir fikir.

Sie müssen zugeben, es ist eine nette Idee.

Click to see more example sentences
hoş schön

Güzel, Barry'nin açık büfesine hoş geldiniz.

Sehr schön. Willkommen bei Barrys wahnsinnigem Büffet.

Mumlar çok hoş.

Kerzen sind schön.

İzninizle bir şey söyleyebilir miyim Bayan Hurst? Meyve kokteyli lekesi kuruyunca çok hoş oldu.

Wenn ich das sagen darf, Mrs. Hurst, der Bowle-Fleck ist sehr schön getrocknet.

Click to see more example sentences
hoş wohl

Hoşça kal tatlım, seni seviyoruz!

Leb wohl Schatz, wir lieben Dich!

Hoşça kal, Hala.

Leb wohl, Tante.

Hoşça kal, Jane.

Leb wohl, Jane.

Click to see more example sentences
hoş hübsch

Belki hoş bir duvar halısı veya boyamak olabilir.

Vielleicht ein hübscher Wandteppich oder ein Gemälde.

Çok hoş bir yeğeniniz var. Yeter!

Sie haben eine hübsche Nichte.

Bu çok hoş, fakat, hayır teşekkür ederim.

Es ist sehr hübsch, aber nein danke.

Click to see more example sentences
hoş süß

Ama çok hoş değil mi?

Aber sie ist süß, oder?

Kyle, söylediklerimi tekrarlaman genelde hoş bir şey ama gerçekten mücadele ediyorum.

Kyle, normalerweise ist diese Mehrfach-Frage-Sache süß, aber ich kämpfe hier wirklich.

Bence bu gerçekten çok hoş, Ray.

Ich finde es wirklich süß, Ray.

Click to see more example sentences
hoş angenehm

Umarım çok hoş bir akşam geçirirsiniz.

Ich hoffe, Sie verbringen einen angenehmen Abend.

Korkarım bu, pek hoş bir görev olmayacak.

Ich fürchte, es ist kein sehr angenehmer Auftrag.

Aslında çok hoş bir pozisyon.

Es ist eine angenehme Stellung.

Click to see more example sentences
hoş reizend

Bence çok hoş bir kız.

Ich finde, sie ist reizend.

Her ikisi de çok hoş.

Beide sind sie reizend.

Ama Seni tekrar görmek çok hoştu, Joe.

Aber es war reizend, dich wiederzusehen, Joe.

Click to see more example sentences
hoş lieb

Bu çok hoş, ama sanırım

Das ist lieb, aber ich glaube

Çok hoş ve şirinsin ayrıca nazik ve güvenilirsin.

Du bist supernett und lieb und süß und zuverlässig.

Hayır Çok hoş, ama

Das ist sehr lieb, aber

Click to see more example sentences
hoş gerne

Onu görmek hoşuma gider.

Ich möchte ihn gerne sehen.

Ölmek hoşuma gider, Louis.

Ich will gerne sterben, Louis.

Bu arada, bana Tasfiyeci Larry denmesi hoşuma gidiyor.

Und übrigens: Ich lasse mich gerne "Larry, der Liquidator" nennen.

Click to see more example sentences
hoş freundlich

Bu çok hoş bir teklif Sandy ama ben zaten bir yere gidiyorum.

Das ist ein sehr freundliches Angebot, Sandy, aber ich gehe bereits wohin.

Çok hoş ve tatlı biri.

So freundlich und süß.

Bu çok hoş olur Bayan Walker.

Sie sind zu freundlich, Miss Walker.

Click to see more example sentences
hoş charmant

Bu çok hoş antrakt için teşekkürler.

Vielen Dank für lhre charmante Gesellschaft.

Ne kadar da harika, hoş ve egzotiksin, Anton.

Du bist so großartig, charmant und exotisch, Anton.

Çok hoş partiler veriyorsunuz Bay Charles.

Sie geben so charmante Partys, Mr. Charles.

Click to see more example sentences
hoş entzückend

Ne kadar hoş, sevgili Carl-Magnus.

Wie entzückend, lieber Carl Magnus.

Çok hoş görünüyorsun bu arada.

Du siehst übrigens entzückend aus.

Evet. çok hoş ayakkabılara benziyor.

Ja, klingt irgendwie entzückend.

hoş niedlich

Senin kusmuğun o kadar hoş değil.

Ihre Kotze ist nicht ganz so niedlich.

Bu kız hoş değil mi?

Ist sie nicht niedlich?

hoş weich

Yumuşak ve sıcak ve hoş kokulu.

Weich und warm und süß duftend.

Burada herşey yumuşak. Ve hoş

Hier ist alles ganz weich und sanft.

hoş herrlich

Ne hoş bir değişiklik, efendim.

Was für eine herrliche Verwandlung, Sir.

hoş liebenswürdig

Edward çok hoş sevimli biri.

Edward ist sehr liebenswürdig.

hoş mild

Ne hoş bir pazar sabahı Edward.

Ein schön milder Sonntag, Edward.

hoş sanft

Burada herşey yumuşak. Ve hoş

Hier ist alles ganz weich und sanft.

hoş gefällig

Bence hoş bir havası var.

Er hat eine sehr gefällige Art.

hoş gemütlich

Minik, hoş bir yer, değil mi?

Ein gemütlicher Ort, nicht wahr?

hoş schick, geschickt

Hoş bir kartpostal buldum ve ona gönderdim.

Ich fand eine schöne Karte und schickte sie ihr.

hoş schlau

Felicity zeki, hoş ve güzel biri.

Felicity ist schlau, nett und schön.

hoş umgänglich

Burada erkeklerden hoşlanan, uyumlu, politikayla ilgilenmeyen bir lezbiyen var.

Hier drüben ist eine männerfreundliche, umgängliche, nicht-politische Lesbe.