Turkish-German translations for içinde:

in · im · darin · innerhalb · drinnen · unter · innen · im inneren · binnen · herein · im innern · hierin · nach innen · other translations

içinde in

Steve, Wayne Palmer son yarım saat içinde herhangi bir kontrol noktasından geçti mi?

Steve, ist Wayne Palmer in der letzten halben Stunde durch einen Checkpunkt gekommen?

Barış içinde yaşamak istiyorum.

Ich will in Frieden leben.

İçinde bir şey var, sanki küçük bir şey.

Da steckt etwas in ihm, etwas Kleines.

Click to see more example sentences
içinde im

Vali Arthur, Raymond'u kabinede bir görev için düşünmeyi kabul etti.

Gouverneur Arthur hat zugestimmt, Raymond für einen Posten im Kabinett vorzuschlagen.

Lisa ve ben düğün için Aria Otel'de kalıyoruz.

Lisa und ich haben für die Hochzeit im Aria gebucht.

Senin için torpido gözüne bir pusula bıraktım.

Ich habe Ihnen einen Kompass im Handschuhfach hinterlegt.

Click to see more example sentences
içinde darin

İçinde telsiz kelepçeler, uzayabilir cop steril eldivenler ve biber gazı var.

Darin finden Sie ein Funkgerät Handschellen, Schlagstock, sterile Handschuhe und Pfefferspray.

Çünkü bomba patlarsa, Araştırma Merkezini ve içindeki her şeyi kaybederiz Detektörü, araştırmalarımız her şeyi.

Weil wir, wenn die Bombe hochgeht, das ARC und alles darin verlieren den Detektor, unsere Forschungen, alles.

Bu da içinde bir bomba patladıktan sonra olan.

Und das passierte, nachdem darin einen Bombe explodierte.

Click to see more example sentences
içinde innerhalb

Duncan'ın operasyonunun içinde bir casusa ihtiyacım var.

Ich brauche einen Spion innerhalb Duncans Operation.

Tanrı kabusun içindeki bir şaka gibi.

Gott ist ein Witz innerhalb eines Albtraums.

Muhtemelen önümüzdeki birkaç saat içinde.

Wahrscheinlich innerhalb der nächsten Stunden.

Click to see more example sentences
içinde drinnen

Burada sigara içebilir miyiz?

Können wir hier drinnen rauchen?

O içerde uyuyor.

Sie schläft drinnen.

Rehine durumu. İçerde adamlarımız var.

Geiselnahme, unsere Jungs sind drinnen.

Click to see more example sentences
içinde unter

Aynı güneş senin için doğuyor.

Dieselbe Sonne geht für dich unter.

Gereken her şeyi bir plastik poşet içinde, köprü altındaki güç panosuna koyacağım.

Es ist alles hinterlegt, unter der Branko-Brücke in einer Plastiktüte im Stromkasten.

Mason Drake, Church'ün kazançları için Snell'in altında çalışıyormuş.

Mayson Drake hat unter Snell für Churchs Akquisitionen gearbeitet.

Click to see more example sentences
içinde innen

Evet. İçi kablo dolu olmalı.

Muss doch innen voller Kabel sein.

Kavanozda biriken parayla ve kulübenin içinde senin için de küçük bir süpriz var.

Aus der FIuchkasse. Und innen drin ist eine kleine Überraschung für dich.

Akeem, sana küçük McDowell's şatosunun içini göstermek istiyorum.

Akeem, ich möchte dir McDowells Schlösschen von innen zeigen.

Click to see more example sentences
içinde im inneren

O eski etin içinde yüzlerce yıllık bir virüs var.

Im Inneren dieses alten Fleisches ein Jahrhunderte altes Virus.

O kadar çok çalışıyor ki, Enerji olarak içinde yakıyor.

Er arbeitet so hart, dass er die Energie im Inneren verbrennt.

İnan bana Alan, içten içe acı çekiyorum.

Vertraue mir, Alan: Im Inneren leide ich.

Click to see more example sentences
içinde binnen

Başkan Loewen, Harrison Beecher, Schibetta, Kirk, şimdi de Kareem Said, birkaç hafta içinde öldürüldüler.

Bürgermeister Loewen, Harrison Beecher, Schibetta, Kirk, und jetzt Kareem Said, alle binnen weniger Wochen ermordet.

Bunu sadece iki saat içinde buldum.

Das habe ich binnen zwei Stunden gefunden.

Valerie Castillo birkaç dakika içinde kan kaybından ölmüş.

Valerie Castillo verblutete zu Tode binnen Minuten.

içinde herein

Senin için başka bir mesaj daha var, Binbaşı.

Es kommt noch eine Nachricht für Sie herein.

Biraz çay için içeri gel.

Kommen Sie herein auf einen Tee.

İçeri gelin. Gelin de bir içki için.

Kommen Sie herein auf einen Drink.

içinde im innern

Wells'in verilerine göre, Barry, hızlandırıcı halkasının içinde süper hıza ulaşmalı.

Übereinstimmend zu Wells Berechnungen von Barrys Supergeschwindigkeit im Innern des Beschleunigerrings.

Daniel-san, öyle değil. Senin içinde olduğu gibi.

Daniel-san, nicht innen im Innern, in dir drin.

İçinde kimyasal bir savaş vardı.

Ein chemischer Krieg im Innern!

içinde hierin

Yalanların içinde bir kurtuluş ve sonsuz bir minnettarlık var diyorum.

Ich sage, hierin liegt die Erlösung. Und ewiglicher Dank.

içinde nach innen

İçe dönük ve kasvetli oldu.

Nach innen gekehrt und düster.