işledi

Güzel ama biz işletme programlarına bakıyoruz.

Schön, aber wir suchen eine Handelsschule.

Judoonların, insanların işledikleri suçlar üzerinde otoritesi yoktur.

Judoon haben keine Jurisdiktion bei menschlichen Verbrechen.

Biz, Pyrite'lar gibi askeri bir işletme değiliz.

Wir sind keine Militärmacht wie Pirite.

Cinayet içe işleyen bir şey, Watson.

Mord ist eine heimtückische Sache, Watson.

Bütün o cinayetleri o işlemiş olabilir.

Er könnte diese ganzen Morde begangen haben.

Gordon Stewart Northcott, üç kez birinci derece cinayet işlemekle suçlanıyorsunuz.

Gordon Stewart Northcott, Sie sind in drei Fällen des vorsätzlichen Mordes angeklagt.

Foster'ın Richmond da yatılı okul işleten bir arkadaşı var.

Foster hat einen Freund, der ein alternatives Internat in Richmond leitet.

Şimdiye kadar üç ayrı eyalette üç ayrı cinayet işledi.

Bis jetzt hat er drei Morde in drei verschiedenen Staaten begangen.

Benim olsa göklerin işlemeli kumaşları Işıkla kaplanmış kumaşlar, gümüş ve altın

Hätt' ich des Himmels besticktes Tuch Durchwirkt mit goldenem, silbernen Licht

Bu barı işleten de Nog'un amcası.

Nogs Onkel betreibt diese Bar.