inceliyor

Küçük bir inceleme gerekli olabilir.

Eine kleine Untersuchung könnte nötig sein.

İnceleme yaklaşık yedi dakika sürecek.

Spektralanalyse dauert etwa sieben Minuten.

Psikolojik bir inceleme için vaktim yok.

Ich habe keine Zeit für psychologische Feldstudien.

Geniş bir inceleme için bir komite oluşturulur

Ein Komitee führt eine ausführliche Untersuchung durch

Kriptocularımız konuştuğumuz gibi Otto'nun yazılımını inceliyor.

Unsere Kryptographen analysieren gerade Ottos Software.

Annen seni inceliyor mu?

Deine Mutter analysiert dich?

Corey'nin anılarını inceliyor.

Coreys Erinnerungen anzapfen.

Sensör taramalarıyla ön inceleme yaptım.

Ich analysierte unsere Sensorenabtastungen.

Git ve ip uçlarını incele.

Geh deinen Anhaltspunkten nach.

Bugün programımıza bağlanan Jennifer Britton FBI Davranış İnceleme Birimi'nden.

Uns zugeschaltet ist jetzt Jennifer Britton, eine Profilerin der FBI Verhaltensanalyseeinheit.