Turkish-German translations for iyi:

gutes, gut, Gute, besser · das Gute · nett · schön · auch · nun · verstehen · Wohl · lieb · gesund · bestens · anständig · freundlich · Glücklicherweise · other translations

iyi gutes, gut, Gute, besser

Çok iyi bir hemşiresin, ama çok kötü bir yalancısın.

Sie sind eine gute Krankenschwester, aber ein schlechter Lügner.

İyi geceler Manuel'in babası.

Gute Nacht, Manuels Vater.

Kaptan, keşke daha iyi haberlerim olsaydı.

Ich wünschte, ich hätte bessere Nachrichten.

Click to see more example sentences
iyi das Gute

Bir yıldız gemisi? Yıldız Filosu gemilerinin en iyilerinden bir tanesi?

Ein Raumschiff wie Ihres, eines der besten Schiffe der Sternenflotte.

Şimdi iyi haberi duymak ister misin?

Willst du jetzt die gute Nachricht hören?

Muhtemelen bu iyi bir fikir değil.

Nun, das ist vermutlich keine gute Idee.

Click to see more example sentences
iyi nett

İyi denemeydi ama yazıyı ben de gördüm.

Netter Versuch, aber ich habe sie auch gesehen.

Belki de iyi korsanlardır.

Vielleicht sind sie nett.

İyi çıkış, ama ben hala buradayım.

Netter Abgang, aber ich bin noch da.

Click to see more example sentences
iyi schön

İyi bir Hıristiyan cemaatiyle karşılaşmak çok güzel.

Schön, eine gute christliche Gemeinde anzutreffen.

İyi bayramlar birader.

Schöne Feiertage, Bruder.

İyi geceler, güzel Heather'ım.

Gute Nacht, meine schöne Heather.

Click to see more example sentences
iyi auch

Ben de biraz araştırma yaptım. Haberler iyi değil.

Ich habe auch ein bisschen gegraben, keine guten Nachrichten.

Vişneli Jübile" "Mango Tango"veya" Göktaşları Mönüsü" "Bademli Jamonka" da iyi.

'Kirsch-Jubiläum''M ango Tango' oder'S ternschnuppen' 'Jamonka Mandeln' sind auch lecker.

Harry de, sen de benim en iyi arkadaşlarımsınız.

Harry ist einer meiner besten Freunde und du auch.

Click to see more example sentences
iyi nun

Şey, kendimizi tanıtsak iyi olacak.

Nun,wir sollten uns vorstellen.

İyi geceler, o zaman.

Nun, dann gute Nacht.

Bu oldukça iyi bir plan İngiliz.

Nun, das ist ein guter Plan, Sassenach.

Click to see more example sentences
iyi verstehen

Çok iyi anlıyorum, teşekkür ederim.

Ich verstehe vollkommen. Vielen Dank.

Daha iyi bir şans olmayacak, anlıyor musun?

Es wird keine bessere Chance geben, verstehen Sie?

Kaelon II'de kimse bu projeyi benim kadar iyi anlamıyor.

Niemand auf Kaelon Il versteht dieses Projekt so wie ich.

Click to see more example sentences
iyi Wohl

O zaman ben eve gitsem iyi olacak.

Dann geh ich wohl nach Hause.

Ayrılmak ne tatlı bir keder, sabaha kadar, iyi geceler diyeceğim ben artık.

So süß ist Trennungswehe, ich rief' wohl gute Nacht, bis ich den Morgen sähe.

Bu pek de iyi bir fikir olmaz!

Das wäre wohl keine so gute Idee.

Click to see more example sentences
iyi lieb

İyi bir sonradan zengin olma hikayesine herkes bayılır.

Jeder liebt eine gute vom-Tellerwäscher zum-Millionär Geschichte.

Başkan, iyi bir Times makalesine bayılır.

Der Präsident liebt gute Times-Leitartikel.

En iyi arkadaşı Patrick'i severdi.

Er liebte seinen besten Freund Patrick.

Click to see more example sentences
iyi gesund

İyi olacak, Kutsal Efendimiz.

Sie wird wieder gesund, Heiligkeit.

Ben çok iyiyim.

Ich bin gesund.

Bayan Brummel iyi olacak mı?

Wird Mrs. Brummell gesund?

Click to see more example sentences
iyi bestens

Hayır, Marianne'le aramızda her şey çok iyi.

Nein, nein, zwischen uns ist alles bestens.

Seni gayet iyi duyuyorum.

Ich höre dich bestens.

Gayet iyi durumda.

Ihr geht's bestens.

Click to see more example sentences
iyi anständig

O iyi bir çocuktur, ve sadece aptalca bir hata yaptı, naif bir hata.

Er ist ein anständiger Junge und hat einen wirklich dummen naiven Fehler gemacht.

İyi, nazik, eğlenceli, mükemmel bir kadınsın ve seni seviyorum ama Tam bir baş belasısın!

Du bist gut, anständig, witzig, wunderbar und ich liebe dich, aber du bist eine Nervensäge!

İyi adamlar az bulunur, biliyorsun.

Anständige Männer sind selten, weißt du?

Click to see more example sentences
iyi freundlich

Nazik ve iyi insanlar tanıyorum.

Ich kenne gute, freundliche Menschen.

Çok nazik ve iyi kalpli bir insansınız.

Sie sind ein freundlicher und großzügiger Mensch.

Çok iyi olurdu. Teşekkürler.

Das wäre sehr freundlich, danke.

Click to see more example sentences
iyi Glücklicherweise

İyi ki yukarıda iki tane daha var

Glücklicherweise habe ich oben noch zwei

Çok şükür ki, Declan Desmond iyileşti.

Glücklicherweise wachte Declan Desmond auf