Turkish-German translations for kötü:

schlecht · schlimm · böse · übel · mies · gemein · bösartig · armselig · gottlos · abscheulich · arg · arm · boshaft · fies · schuft · unfair · schädlich · dreckig · l · other translations

kötü schlecht

Çok iyi bir hemşiresin, ama çok kötü bir yalancısın.

Sie sind eine gute Krankenschwester, aber ein schlechter Lügner.

Benim kötü gözlerim var.

Ich habe schlechte Augen.

Kötü bir alışkanlık gibi oldu.

Er ist wie eine schlechte Angewohnheit.

Click to see more example sentences
kötü schlimm

Bağırsakları iskemiye girebilir ya da daha kötüsü laksatif absorbe olabilir.

Ihr Darm könnte ischämisch werden oder noch schlimmer, eine Invagination bekommen.

Anneler daha kötü.

Mütter sind schlimmer.

Kötü bir şey olacağını hiç sanmıyorum.

Ich glaube, es wird nichts Schlimmes passieren.

Click to see more example sentences
kötü böse

Kötü bir şey yaptım, değil mi?

Ich habe etwas Böses getan, oder?

Kötü rüyalar yok.

Ohne böse Träume.

Sen kötü bir Rastafaryansın.

Du bist ein böser Rastafari.

Click to see more example sentences
kötü übel

Bu kulağa epey kötü geliyor ama götlerin dilinden anlamıyorum.

Klingt echt übel, aber ich verstehe keine Arschloch-Sprache.

Dr. Lightman, çok kötü bir beyin travması geçirdin.

Dr. Lightman, Sie haben eine üble Gehirnerschütterung.

Bu kötü bir mahalle.

Das ist eine üble Gegend.

Click to see more example sentences
kötü mies

Kötü hissettim şimdi, ben sana bir şey almadım.

Jetzt fühle ich mich mies. Ich hab Ihnen nichts besorgt.

Kötü bir yıldı.

Ein mieses Jahr.

Bence sen bir sahtekarsın ve kötü bir muhabir.

Sie sind eine falsche Schlange und eine miese Reporterin.

Click to see more example sentences
kötü gemein

Şimdi yeniden bana kötü davranıyor.

Jetzt ist sie wieder gemein.

Yani kötü Kızılderililer orada, Shoshone, Blackfoot, Cherokee.

Gemeine, böse Indianer dort draußen Schoschonen, Schwarzfuß, Cherokee.

Ama o sinirli ve kötü davranıyor.

Aber er ist aggressiv und gemein.

Click to see more example sentences
kötü bösartig

Şu anda hapiste ama Alexei Volkoff çok güçlü ve çok kötü bir silah tüccarıdır.

Er ist jetzt eingesperrt, aber Volkoff ist ein äußerst mächtiger, sehr bösartiger Waffenhändler.

Her olumlu düşüncenin kötü niyetli yıkıcısı.

Du bösartiger Unterminierer jedes anständigen Gedankens!

Ama başka varlıklar da var. Kötü niyetli olanlar ve çok daha sinsi planları olanlar.

Aber es gibt auch andere Wesen, die bösartig sind und heimtückische Absichten haben.

Click to see more example sentences
kötü armselig

Yetersizliğinize bakın! Bu çok kötü!

Eure Körperhaltung ist armselig.

Evet, çünkü Derek, onun sefil ve kötü biri olduğunu anlamıştır.

Yeah, weil Derek weis, dass sie erbärmlich und armselig ist.

Hayatım o kadar da kötü değil.

Mein Leben ist nicht so armselig.

kötü gottlos

Sen kötü değilsin Charlie.

Du bist kein Gottloser, Charlie.

Medeniyet, eski ve kötücül.

Die Zivilisation, alt und gottlos.

kötü abscheulich

Çocuklar, pornografi kötü bir şeydir. Bu yüzden o aşağılık pornografiden hemen kurtulacaktım.

Kinder, Pornografie ist schlecht und deshalb wurde ich diese abscheuliche Pornografie sofort los.

Bu çok kötü bir karışıklık olacak.

Das wird ein abscheuliches Schlamassel.

kötü arg

Bir şey düşünmüyorum, ama bir süre önce çok kötü kavga ettiklerini duydum.

Ich denke gar nichts, aber vor einer Weile hörte ich sie arg streiten.

Çok kötü değil sanırım.

Nicht zu arg, denke ich.

kötü arm

İYİ YA DA KÖTÜ, YAKIŞIKLI ÇİRKİN, ZENGİN FAKİR

GUT ODER BÖSE, SCHÖN ODER HÄSSLICH, REICH ODER ARM

Benim kaderi kötü, zavallı oğlum!

Mein armer, armer, unglücklicher Sohn.

kötü boshaft

Savcı bey kötü niyetini sergiliyor.

Der Bezirksstaatsanwalt wird boshaft.

Çok kötü bir hayvan.

Ein sehr boshaftes Tier.

kötü fies

Bu kötü bir yara izi bırakacak.

Das wird eine fiese Narbe hinterlassen.

Evet, çok kötü kokarım.

Ja, ich stinke fies.

kötü schuft

Kötü günler için para biriktirdiğim bir zula var.

Ich habe etwas Geld für schlechte Zeiten beseite geschafft.

Baypas kötü emilim sorunları yaratmış olabilir.

Der Bypass könnte Resorptionsstörungen schaffen und das

kötü unfair

Bu adil değil, kötü çocukların bile anneleri var.

Das ist unfair. Sogar ungezogene Kinder haben eine Mutter.

kötü schädlich

Bu da o kötü alışkanlıklardan biri, sadece.

Es ist nur so 'ne neue schädliche Sucht.

kötü dreckig

Çünkü o çok pistir. Kötü bir hayvandır bizim için.

Denn das Schwein ist sehr dreckig, schlecht für uns.

kötü l

Demek S.H.I.E.L.D. olmak için kötü bir gün?

Schlechter Tag, um bei S.H.I.E.L.D. zu sein, nicht?