kaçırmadım

Curtis yardıma ihtiyacı olduğunu söyledi ve ben de bu fırsatı kaçırmadım.

Curtis meinte, er könnte Hilfe gebrauchen und ich hab die Gelegenheit genutzt.

Bir toplantı dahi kaçırmadım ve her komiteye öncülük yaptım.

Ich verpasste kein Meeting und leitete fastjeden Ausschuss.