Turkish-German translations for kalıntı:

Überreste, Überrest · Rückstand · Reliquie · Relikt · Überbleibsel · other translations

kalıntı Überreste, Überrest

Görünüşe göre, bir mezarlıktan kalıntılar.

Anscheinend Überreste von einem Friedhof.

Kutunun içinde ise mumya kalıntıları var.

Inhalt der Kiste: Mumifizierte Überreste.

O halde, bulduğumuz kalıntılar Üsteğmen Rocha'ya ait olmalı.

Dann sind die gefundenen Überreste wohl von Rocha.

Click to see more example sentences
kalıntı Rückstand

Yağlı bir kalıntı seziyorum.

Hier ist ein öliger Rückstand.

Yine de bazı hücre kalıntılarının izlerini bulabildim bir çeşit psişik imza taşıyorlardı.

Aber Spuren von zellularen Rückständen. Sie zeigen eine Art von ruhender Signatur.

Bir tür organik partikül kalıntısı.

Eine Art Rückstand organischer Partikel.

kalıntı Reliquie

O kalıntıya bakmak istiyorum.

Ich möchte diese Reliquie sehen.

Bir kalıntı maneviyatın bir parçasıdır.

Eine Reliquie ist ein Stück Geistlichkeit.

Kahrolsun, eski kalıntılar!

Lausige, veraltete Reliquien!

kalıntı Relikt

Büyücüler tarafından büyüyle korunmuş, Cromwell'in Britanya'yı fetihinden kalan antik bir kalıntı.

Ein altes Relikt, angeblich von Hexenmeistern beschützt nach Cromwells Eroberung Britanniens.

Benim özel alanım antik medeniyetler, kalıntılar ve mitlerdir.

Mein Spezialgebiet ist alte Zivilisationen, Relikte und Mythen.

kalıntı Überbleibsel

Holberg ve Aude'nin kalıntıları nerede?

Wo sind Holbergs und Auðurs Überbleibsel?

Ken bir kalıntı; başka bir çağ ve başka bir ülkeden kalan biri.

Ken ist ein Überbleibsel aus einem anderen Zeitalter, einem anderen Land.