Turkish-German translations for kapı:

Türen, Tür · Tore, Tor · Hintertür · Türe · Haustür · Pforten, Pforte · Autotür · Eingangstür · Gate · Haupttor · Glastür · other translations

kapı Türen, Tür

Çelik duvarları, güvenliği, mühürlü kapıları aştınız.

Stahlwänden, Wachpersonal, versiegelten Türen vorbeizuschaffen?

Neden kırmızı, neden bir kapı?

Warum rot? Warum eine Tür?

Eğer kasanın kapısı yerinden çıkarsa ve yere düşerse, laser alarmlarını çalıştırabilir.

Wenn du die Tür wegballerst und sie runter fällt, könnte sie den Laser-Alarm auslösen.

Click to see more example sentences
kapı Tore, Tor

Ve Ey dudaklar, soluğun kapıları, adil bir öpüşle mühürleyin doyumsuz ölümle yaptığım bu anlaşmayı!

Und, o Lippen, ihr, die Tore des Odems, siegelt mit rechtmäß'gem Kusse den ewigen Vertrag dem Wuchrer Tod!

Bunlar Kudüs Kurtuluş Kapıları.

Dies sind die Jerusalemer Erlöser-Tore.

Bunun bir kapı veya bir pencere olduğunu.

Dass es ein Fenster ist. Oder ein Tor.

Click to see more example sentences
kapı Hintertür

Arka kapıya gel.

Komm zur Hintertür.

Bir arka kapı var.

Da ist eine Hintertür.

Bir kapatma düğmesine ihtiyacımız var, bir arka kapıya. İnşa etmek için son şansımız bu.

Wir brauchen einen Aus-Schalter, eine Hintertür, und das ist unsere letzte Chance, eine zu bauen.

Click to see more example sentences
kapı Türe

Eğer kapıyı bir daha açarsam dışardakiler içeri doluşurlar, sivrisinek gibi.

Wenn ich die Türe noch einmal öffne, werden alle reinschwärmen wie die Fliegen.

Kapıyı açmak ister misin?

Möchtest du die Türe aufmachen?

Ya da başka bir kapı falan?

Gibt es noch eine andere Türe?

Click to see more example sentences
kapı Haustür

Ne zamandan beri ön kapı elle açılıyor?

Seit wann ist die Haustür manuell?

Biri ön kapıyı yine açık bırakmış olmalı.

Jemand muss die Haustür aufgelassen haben.

Ön kapıda "Whitney" yazıyor.

An der Haustür steht "Whitney".

Click to see more example sentences
kapı Pforten, Pforte

Kapılar, setler ve bariyerler olmadan.

Keine Pforten, Dämme, Schranken.

Ve şimdi eski köleler ordusu onun kapılarına yürüyor.

Und jetzt marschieren ehemalige Sklaven auf ihre Pforten zu.

Bir pencere, bir kapı bırakmayı unutmayın.

Lass ein Fenster offen, eine Pforte.

Click to see more example sentences
kapı Autotür

En azından benim için arabanın kapısını da açamadın?

Könntest du wenigstens die Autotür für mich öffnen?

Anatoly'nin kafasını, arabamın kapısı ile ayırdığımdan beri.

Seit ich Anatolys Kopf mit meiner Autotür abschlug.

Sonra bir arabanın kapısı çarpınca "motor sesi yok, siren yok" diye düşünüyorum.

Als dann die Autotür zuschlug, dachte ich, "kein Motor, keine Sirene"?

Click to see more example sentences
kapı Eingangstür

Ve sonra Prue bir Harley'in üstünde ön kapıdan içeri daldı!

Und dann krachte Prue mit der Harley durch die Eingangstür!

Ben gidip ön kapıyı kilitleyeyim.

Ich geh mal die Eingangstür zunageln.

İşte Stan Lee'nin ön kapısı.

Das ist Stan Lees Eingangstür.

kapı Gate

NAND kapısı şeklinde düzenlenmiş yüzen geçiş transistörleri dizisi.

Eine Reihe fließender Gate-Transistoren, als serielle NAND-Gates geschaltet.

Hiper Sürüş'ü bir kapı olmadan kullanmak mı?

Den Hyperdrive ohne ein Gate anwenden?

kapı Haupttor

Dr. Langley, ana kapı, lütfen.

Dr. Langley zum Haupttor, bitte.

Geri çekil. Ana kapı.

Wieder zurück zum Haupttor.

kapı Glastür

Hans, cam kapı!

Hans, die Glastür!