Turkish-German translations for karışmak:

verwirren · verwechseln · beteiligen · vermischen · mischen · verwickeln · stören · einmischen · other translations

karışmak verwirren

Bir şey kafamı karıştırıyor.

Eine Sache verwirrt mich.

Bu yüzden çok korkuyor ve kafası karışıyor.

Deshalb ist er sehr ängstlich und verwirrt.

Don Alejandro kafamı karıştırıyor.

Don Alejandro verwirrt mich.

Click to see more example sentences
karışmak verwechseln

Galiba David isimleri karıştırdı.

Ich glaube, David verwechselte etwas.

Her şeyi birbirine karıştıran?

Der alles miteinander verwechselt?

Bay Halton, beni başka bir kadınla karıştırıyorsunuz.

Mr Halton, Sie verwechseln mich mit einer anderen Frau.

Click to see more example sentences
karışmak beteiligen

Derek Watson, yakında şiddetli bir suça karışmak üzere.

Derek Watson wird an einem Gewaltverbrechen beteiligt sein.

Mekânsal ve zamansal karışıklık polislerin karıştığı vurulma olaylarında çok sık görülür. Tamam.

Räumliche und zeitliche Verwirrung kommt in Officer-beteiligten Schießereien häufig vor.

Kirkwood suça karışmıştı ama hiç suçlanmadı.

Kirkwood war beteiligt, aber nie angeklagt.

Click to see more example sentences
karışmak vermischen

Tek tedavi, Atrian kanıyla karıştırılmış, taze koparılmış kara cyper yaprağıdır.

Das einzige Heilmittel ist frisch geschnittener Black Cyper vermischt mit Atrianerblut.

Quartz yerli kille karıştırılmış,

Quarzsilikat vermischt mit örtlichem Lehm.

Proteinler ve hücre zarları birbirine karışıyor ve doğal koruyucu gibi işliyor.

Die Proteine und Zellmembranen vermischen sich und fungieren als natürlicher Schutz.

karışmak mischen

Kasanın üzerinde saf yumuşak karbonla karıştırılmış toner vardı.

Da war Druckertoner gemischt mit Grafit auf dem Safe.

Tabasco sosuyla Sauerkraut suyunu karıştırırdı.

Der hat Sauerkrautsaft mit Tabasco gemischt

karışmak verwickeln

Olayların karşısında her zaman sakinliğini koruyordun. Duygularını işe karıştırarak aklıselim davranamazsın.

Du bist immer emotionslos, jetzt verwickeln sich Gefuehle in deinen Gerechtigkeitssinn.

Seni bu işe karıştırmak istemedim.

Ich wollte dich nicht darin verwickeln.

karışmak stören

Yabancı radarlar elektronik sistemlerimizi karıştırıyor.

Außerirdische Scannerkonfiguration stört unsere Systeme.

karışmak einmischen

Sen de mi karışmak istiyorsun?

Willst du dich einmischen?