kaybı

Sekiz kurban ve her biri kayıp bir ruhu simgeleyen sekiz balkabağı lambası.

Acht Opfer, acht Kürbislaternen jede steht für eine verlorene Seele.

Bilinç kaybı yaşamadım, yanlış bir şey yapmadım.

Ich hatte keinen Blackout. Ich habe nichts Falsches getan.

Hayır ama Bayan Bellfield'in kedisi kayıp.

Nein, aber Mrs.Bellfield's Katze ist verschwunden.

Bence bu mağaralar tarihimizin önemli, kayıp bir parçasını içeriyor olabilir.

Diese Höhlen könnten ein fehlendes Stück unserer Geschichte enthalten.

Senin için kayıp bir koyunum var.

Ich habe ein verlorenes Schaf für Sie.

Büyük bir kayıp.

Ein großer Verlust.

Daha fazla kayba ihtiyacımız yok.

Wir brauchen keine weiteren Verluste.

Bölgesel his kaybı yeni bir semptom.

Örtliche Anästhesie ist ein neues Symptom.

Kayıp bir başka çocuk.

Ein anderes vermisstes Kind.

Korkunç bir suç, yaralayan bir kayıp.

Ein grausiges Verbrechen, erschütternd,