kaybeder

O zaman her şeyi kaybettik.

Dann ist alles verloren!

Koala ayıları kirazları büyük geçitlerin altında kaybeder hep."

Koalabären verlieren immer Kirschen unter großen Straßenüberführungen.

Ama biz kaybettik değil mi?

Aber wir haben verloren, oder?

Beni de mi kaybetmek istiyorsun?

Wollen Sie auch mich verlieren?

Onu buraya kadar takip ettik ama sonra kaybettik.

Wir folgten ihm hierher, aber wir haben ihn verloren.

Spokane çifti trajik bir trafik kazasında hayatlarını kaybetti.

Spokaner Paar kommt bei einem tragischen Autounfall ums Leben.

Bazı insanlar her şeyini kaybetti, her şeyini.

Manche Menschen haben alles verloren. Alles.

Şimdi ise onu yine kaybetmek zorundayım.

Jetzt muss ich ihn wieder verlieren.

Biz daha çok şey kaybettik.

Wir hatten sehr viel mehr verloren.

Dün öğleden sonra hayatını kaybetti.

Sie ist gestern Nachmittag gestorben.