konuşabilir

Dufot'un konuşmasını örnekliyorum, ama hâlâ bir kaç sese daha ihtiyacım var.

Ich hab Dufort's Stimme abgetastet, aber ich brauche noch ein paar Geräusche.

Ben zaten seninle yalnız konuşmak istiyordum.

Ich wollte dich sowieso alleine sprechen.

Bir polis gibi konuşuyorsun.

Sie klingen wie ein Polizist.

Hayır, bunu konuşmak istiyorum.

Nein, ich möchte darüber sprechen.

Çok kötü bir zaman biliyorum, ama konuşmamız gerekiyor.

Ein schlechter Zeitpunkt, ich weiß, aber wir müssen reden.

Seninle yalnız konuşmak istiyorum.

Ich möchte ihn allein sprechen.

Gerçekten bir çocuk gibi konuşuyorsun.

Wirklich, Sie reden wie ein Kind.

Bunu sonra konuşabilir miyiz?

Können wir später darüber sprechen?

Bunun hakkında konuşmak istiyorum.

Ich möchte darüber sprechen.

Burada kimse İngilizce konuşmuyor.

Niemand hier spricht Englisch.