Turkish-German translations for konu:

Sachen, Sache · Themen, Thema · Punkte, Punkt · Frage · Angelegenheit · Fragen · ding · Betreff · Lage · Ort · Hinsicht · Gegenstand · other translations

konu Sachen, Sache

Harika. Bu konuda, içimde iyi bir his var.

Ich habe ein gutes Gefühl bei der Sache.

Bak bu biraz nazik bir konu.

Es ist eine delikate Sache.

Bu çok hassas bir konu.

Das ist eine delikate Sache.

Click to see more example sentences
konu Themen, Thema

Neden tatsız bir konuyu açıyorsun?

Warum dies unleidliche Thema?

Bu oldukça karmaşık bir konu.

Es ist ein sehr komplexes Thema.

Özbekistan, Dışişleri Bakanlığı için hassas bir konu.

Usbekistan ist ein heikles Thema für das Außenministerium.

Click to see more example sentences
konu Punkte, Punkt

Bak, konu şu ki, burada da mutlu olabiliriz. En azından bir süreliğine.

Der Punkt ist, wir könnten hier zumindest für eine Weile glücklich sein.

Asıl konu şu beni kim durduracak?

Der Punkt ist wer sollte mich aufhalten?

Tamam. Sıradaki konu, Gloria.

Alles klar, nächster Punkt, Gloria.

Click to see more example sentences
konu Frage

Bu soru gerçekten konuyla ilgili mi?

Ist diese Frage wirklich relevant?

Konuyla ilgili bir soru, nihayet.

Endlich eine relevante Frage.

Ben de bu konu üzerine düşündüm. Ve sana bir şey sormak istiyorum.

Ich habe darüber nachgedacht, und ich möchte dir eine Frage stellen.

Click to see more example sentences
konu Angelegenheit

Bu çok hassas bir konu, efendim.

Es ist eine delikate Angelegenheit, Sir.

Demek ki bu konularda bir uzmana ihtiyacımız var.

Also brauchen wir einen Spezialisten für diese Angelegenheit.

Hemen hemen hiçbir şey, bu hassas bir konu.

Fast nichts. Das ist eine delikate Angelegenheit.

Click to see more example sentences
konu Fragen

Sanırım bir avukatın bu konuda bir sürü sorusu olacaktır.

Ich vermute, ein Anwalt würde darüber eine Menge Fragen stellen.

Sana o konuda bir şey sormam gerek.

Ich muss dich diesbezüglich etwas fragen.

Bak. Dunbar Çin konusunu açıp açmadığımı soracak.

Dunbar wird fragen, ob ich China hochgeholt habe.

Click to see more example sentences
konu ding

Baba, ben sadece önemsiz konularda karar veririm.

Vater, ich entscheide doch nur selbst bei trivialen Dingen.

Bazı konular hakkında.

Über bestimmte Dinge.

Evet, bir gün zararlı bir alışkanlık olan yararsız şeyler biriktirme konusunda bir kitap yazacağım.

Ja, ich werde eines Tages eine Monographie schreiben über die schädliche Angewohnheit, unnütze Dinge anzusammeln.

konu Betreff

Kime: BAY CRAIG Konu: DÜN GECE

An MR. CRAIG Betreff GESTERN ABEND

Daniel Cleaver Konu:

Daniel Cleaver Betreff:

konu Lage

Bu çok ciddi bir konu!

Die Lage ist ernst.

konu Ort

Bu yer hakk? ndda konu? uyor?

Du bist über dieseen Ort sprechen?

konu Hinsicht

Beni her konuda hafife alıyorsun.

Sie unterschätzen mich in jeder Hinsicht.

konu Gegenstand

General Grant bu soruşturmanın konusu değil.

General Grant ist nicht Gegenstand dieser Befragung.