Turkish-German translations for kuvvet:

Kräfte, Kraft · Luftwaffe · Truppe · Gewalten, Gewalt · macht · Kraftfeld · Stärke · Schubkraft · Stärkungsmittel · other translations

kuvvet Kräfte, Kraft

Kas tepkilerinde, kuvvette, esneklikte artis kaydedildi.

Deutliche Steigerungen der Muskelreaktionen Kraft und Schnellkraft.

Diyelim ki, bir dinozorun kuvvetini geri kazanma gücüne sahip.

Sagen wir, er hat die Konstitution eines Sauriers und heilende Kräfte.

Gel ve bize kuvvet ver!

Komm und gib uns Kraft!

Click to see more example sentences
kuvvet Luftwaffe

Hava Kuvvetleri, bir makinalı tüfek için cephane harcamaz.

Die Luftwaffe wird keine Munition auf ein Maschinengewehr verwenden.

Hava Kuvvetleri bize müteşekkir olacak.

Die Luftwaffe wird uns dankbar sein.

Hava Kuvvetleri İstihbarat'tan General O'Brien.

General O'Brian, Abwehroffizier der Luftwaffe,

Click to see more example sentences
kuvvet Truppe

Düşman kuvvetleri kuzeye ilerliyorlar.

Feindliche Truppen Richtung Norden.

Düşman kuvvetleri durduruldu.

Feindliche Truppen aufgehalten.

Tüm NEST kuvvetlerini üsse geri çağırın!

Alle NEST-Truppen zurück zur Basis schicken! Los!

Click to see more example sentences
kuvvet Gewalten, Gewalt

Charlie Bronson, bizim EMK kodumuzun kısaltması. Anlamı, erken müdahale kuvveti.

Charlie Bronson ist unser Abkürzungscode für EVG, das heißt "Ersteinsatz von Gewalt".

Sen polissin, dolayısıyla kaba kuvveti temsil ediyorsun.

Du bist Polizist, also symbolisierst du die rohe Gewalt.

Tanner "öldürücü kuvvet" dedi.

Mit tödlicher Gewalt, sagte Tanner.

Click to see more example sentences
kuvvet macht

Ama bu beni daha kuvvetli yaptı.

Aber es machte mich stärker.

Çok büyük bir kuvvet, cesaret ve güç gösterdin.

Du hast enorme Kraft gezeigt, Stärke und Macht.

Doğu Anglia'da General Patton'ın kuvvetleri ne yapıyor?

Was macht dann General Pattons Armee in East Anglia?

Click to see more example sentences
kuvvet Kraftfeld

Bir kuvvet alanı tarafından korunuyor.

Es wird von einem Kraftfeld geschützt.

Bilgisayar, kuvvet alanını kapat.

Computer, deaktiviere das Kraftfeld.

kuvvet Stärke

Çok büyük bir kuvvet, cesaret ve güç gösterdin.

Du hast enorme Kraft gezeigt, Stärke und Macht.

Senin şu sözde kuvvetin.

Deine so genannte Stärke.

kuvvet Schubkraft

Çekim kuvveti itme kuvvetine karşı.

Mit der Schubkraft gegen den Luftwiderstand.

kuvvet Stärkungsmittel

Benim beyefendi, Beddoes kuvvet ilacınızı getirdim.

Ich bin es, Beddoes, mit Ihrem Stärkungsmittel.