Turkish-German translations for mükemmel:

perfekt · exzellent · großartig · ausgezeichnet · toll · hervorragend · vollkommen · herrlich · Ideal · klasse · prima · brillant · köstlich · other translations

mükemmel perfekt

Kariyerine on yıl daha devam edebilirsin. On yıl mükemmel, değişmeyen bir güzellik.

Sie können Ihre Karriere zehn Jahre fortführen, zehn Jahre perfekter, unvergänglicher Schönheit.

Mükemmel bir yanılsamaydı.

Eine perfekte Illusion.

Mükemmel zamanlama, Andy.

Perfektes Timing, Andy.

Click to see more example sentences
mükemmel exzellent

Mükemmel bir askerdi.

Ein exzellenter Soldat.

Mükemmel iş, Bay Brown.

Exzellente Arbeit, Mr. Brown.

Ve bu Fear'ın aleyhine olan bir durum değil, çünkü o hâlâ mükemmel bir oyuncu ama Fear, onlar değil.

Und das spricht nicht gegen Fear, weil er trotzdem ein exzellenter Spieler ist, aber er ist nicht wie sie.

Click to see more example sentences
mükemmel großartig

Hayır, her şey mükemmel gidiyor.

Nein, alles läuft großartig.

Harika hatta mükemmel.

Großartig. Sogar perfekt.

Ama senin de mükemmel bir kıçın var!

Aber du hast auch einen großartigen Hintern.

Click to see more example sentences
mükemmel ausgezeichnet

Mükemmel. Belki bazı şeyleri açıklığa kavuşturabiliriz.

Ausgezeichnet, vielleicht können wir einige Dinge klären.

Mükemmel, Bay Paris.

Ausgezeichnet, Mr Paris.

Mükemmel, Bayan Potter.

Ausgezeichnet, Miss Potter.

Click to see more example sentences
mükemmel toll

Ve gizemli. Bir de o deri ceketle mükemmel görünüyorsun.

Und mysteriös, und du siehst toll aus in dieser Lederjacke.

Bu kadar mükemmel ve kokusuz olmak harika olmalı.

Muss toll sein, so perfekt und geruchlos zu sein.

Mükemmel bir rahim işte, harika!

Ein perfekter Uterus, ist doch toll.

Click to see more example sentences
mükemmel hervorragend

Mürettebatınız mükemmel eğitilmiş. Liderliğinize bir hürmet.

Der Ausbildungsstand der Besatzung ist hervorragend.

Gazete bürosunun mahzeni mükemmel.

Der Redaktionskeller ist hervorragend.

Mükemmel Şimdi ufak bir oyun zamanı.

Hervorragend. Und jetzt ein kleines Spielchen.

Click to see more example sentences
mükemmel vollkommen

Kimse mükemmel değildir, Frank.

Niemand ist vollkommen, Frank.

Önemli bir fedakarlık ve mükemmel bir zafer olacaktır.

Es wird ein grosses Opfer sein, und ein vollkommener Sieg.

Mükemmel bir çiçeklenme nadir görülür.

Die vollkommene Blüte ist selten.

Click to see more example sentences
mükemmel herrlich

Bu güzel, mükemmel enstrümanın çok özel bir değeri var.

Dieses herrliche, wundervolle Instrument hat einen besonderen Wert.

O kadar sesli ve o kadar mükemmel bir müzik ki.

Die ist so laut. So laut und so herrlich.

Çorba ve çavdar ekmeği. Mükemmel!

Suppe und trockenes Brot, herrlich.

mükemmel Ideal

Mükemmel, ülküsel, başarılı evlilik.

Die perfekte, ideale, erfolgreiche Ehe.

Yuva için mükemmel bir yer.

Der ideale Ort für ein Nest.

Danko mükemmel bir silâh Charlie.

Danko ist die ideale Waffe, Charlie.

mükemmel klasse

Adamım, bu mükemmel işte.

Mann, das ist Klasse.

O çocuk mükemmel. Değil mi, PJ?

Der Junge hat Klasse, nicht wahr, PJ?

mükemmel prima

Harika, şık, mükemmel.

Prima, elegant, großartig.

Bu mükemmel bir plan.

Es war ein prima Plan.

mükemmel brillant

Elbette kesinlikle mükemmeldi. Rick'in piyano bölümü ve org bölümü ve Clare'in vokali inanılmazdı.

Natürlich ist das absolut brillant, zusammen Ricks Klavier und Orgelarbeit, und Clares Gesang sind unglaublich bewegend.

mükemmel köstlich

Madam, bu mükemmel bir kirpi yahnisi.

Madam, dieses Igel-Gulasch ist einfach köstlich.