meselesi

Hobisi, çocuğu, kredi problemleri, garip seks meseleleri, hiçbiri yok.

Keine Hobbies, keine Kinder, keine Kreditkartenprobleme, kein krankes Sexzeug.

Şimdi şu güvenlik meselesini konuşmamız gerek.

Wir müssen diese Sicherheitsangelegenheit jetzt besprechen.

Papa Cenapları, önemli bir mesele var.

Eure Heiligkeit, eine dringende Angelegenheit.

Bütün bu kaza meselesi çok tuhaf.

Dieser ganze Unfall ist sehr merkwürdig.

Bu artık bir Vitalion meselesi değil!

Dies ist keine Angelegenheit Vitalions.

Bu şahsi bir mesele değil.

Dies ist nichts Persönliches.

Eski bir meseleyi halletmeye.

Eine alte Rechnung begleichen.

Onunla konuşmam gerek, özel bir mesele.

Ich muss sie sprechen. Eine Privatangelegenheit.

Ev sahipleri ise başka bir mesele.

Hauseigentümer sind eine andere Sache.

Güvenlik meselesi, anlıyorum ama

Geheimhaltung, ich verstehe, aber,