Turkish-German translations for olmak:

sein · geworden, werden · haben · passieren · können · sollen · geben · gehen · kommen · geschehen · bekommen · stehen · weilen · passen · stecken · vorkommen · bestehen · vorgehen · verhalten · vorfallen · stattfinden · ablaufen · eintreffen · eintreten · reifen · zustande · sich ereignen · abspielen · ereignen · erfolgen · zustande kommen · other translations

olmak sein

Tüm Savunma Bakanları burada olacak. En az iki düzine değerli hedef olacak.

Alle Verteidigungs-Führungspersonen werden hier sein mindestens zwei Dutzend hochrangige Ziele.

Oh, Burada çok mutlu olacağız.

Wir werden hier sehr glücklich sein.

Yeni bir hasta olmalı.

Muss ein neuer Patient sein.

Click to see more example sentences
olmak geworden, werden

Tüm Savunma Bakanları burada olacak. En az iki düzine değerli hedef olacak.

Alle Verteidigungs-Führungspersonen werden hier sein mindestens zwei Dutzend hochrangige Ziele.

Bir şişe yeterli olacak mı?

Wird eine Flasche reichen?

Yakında daha çok mala ihtiyacımız olacak.

Wir werden bald mehr Zeug brauchen.

Click to see more example sentences
olmak haben

Ama tabii ki başka bir açıklaması da, aslında elektrik ışıklarına sahip olduklarıdır.

Aber eine andere Erklärung würde natürlich sein, sie hatten tatsächlich elektrisches Licht.

Benim salak olduğumu düşünüyorsunuz ama ben şehirliyim.

Ihr denkt, ich sei dumm, doch ich habe Straßenintelligenz.

Bu şarkıyı hep sevmişimdir. Olamaz.

Ich habe dieses Lied immer gemocht.

Click to see more example sentences
olmak passieren

Söz veriyorum onlara bir şey olmayacak.

Ich verspreche, ihnen wird nichts passieren.

Bize olağanüstü bir şey oldu.

Etwas Ungewöhnliches ist passiert

Gerçekten bir şey olmadı mı?

Es ist wirklich nichts passiert?

Click to see more example sentences
olmak können

Bir tümör kesinlikle beyin fonksiyonunu etkileyebilir gerçekçi halüsinasyonlara da sebep olabilir.

Ein Tumor kann definitiv Gehirnfunktionen beeinflussen, auch heftige Halluzinationen auslösen.

Nasıl bir rahibe olabilir ki?

Wie kann sie eine Priesterin sein?

Her şeyimiz olabilir. Bütün istediklerimiz gerçek olabilir.

Wir können alles haben, wovon wirjemals getrãumt haben.

Click to see more example sentences
olmak sollen

O zaman şu Good Springs kasabasının, burada olması gerekiyor, değil mi?

Dann sollte diese Stadt, Goodsprings, hier unten sein, oder?

Senin hedefin de aynısı olmalı.

Ihr Ziel sollte dasselbe sein.

New York'ta olması gereken Jonah mı?

Jonah, der in New York sein sollte?

Click to see more example sentences
olmak geben

Sana kişisel olarak vermek istedim.

Ich wollte sie Ihnen persönlich geben.

Bence Whitehall'un karşısına bir düşman olarak çıktı ve Whitehall ona ikinci bir şans verdi.

Ich denke, er ist Whitehall als Feind begegnet und Whitehall hat Bakshi noch eine zweite Chance gegeben.

Burada olacağını biliyordum ben de sana Sevgililer Günü kartını vermek istedim.

Ich wusste, dass du hier bist. Und ich wollte dir deine Valentinskarte geben.

Click to see more example sentences
olmak gehen

Hiçbir şey olmadı ve hiçbir şey olmayacak çünkü gidiyorum.

Nichts ist passiert, nichts wird passieren, denn ich gehe weg.

Bu sefer oldukça hızlı oldu.

Dieses Mal ging's ziemlich schnell.

Hızlı olacak söz veriyorum.

Ich verspreche, es geht schnell.

Click to see more example sentences
olmak kommen

Ama geldiğin için sağ ol.

Aber danke fürs Kommen.

Ryan, geldiğin için sağ ol.

Ryan, danke fürs Kommen.

Öyle olacak ve sen de benimle geliyorsun.

So wird es sein, und du kommst mit.

Click to see more example sentences
olmak geschehen

Ona hiçbir şey olmayacak.

Ihr wird nichts geschehen.

Worf, burada çok tuhaf şeyler oluyor.

Worf, hier geschieht etwas sehr Merkwürdiges.

Kötü bir şeyler oluyor!

Es geschieht etwas Schlimmes!

Click to see more example sentences
olmak bekommen

Bağırsakları iskemiye girebilir ya da daha kötüsü laksatif absorbe olabilir.

Ihr Darm könnte ischämisch werden oder noch schlimmer, eine Invagination bekommen.

Benim de bir çalıştırıcım oldu.

Ich bekam auch einen Trainer.

Yeni sosyal güvenlik numaralarınız, yeni kimlikleriniz olacak.

Ihr bekommt neue Sozialversicherungs nummern und neue Identitäten.

Click to see more example sentences
olmak stehen

Burada asker kaçağı olduğun yazıyor.

Hier steht, Sie sind Deserteur.

Olduğun yerde kal, tamam mı?

Sie bleiben da stehen, klar?

Lois, Peter. Olduğunuz yerde kalın.

Lois, Peter, bleibt sofort stehen.

Click to see more example sentences
olmak weilen

Kısa bir süre burada olacağız.

Wir werden eine Weile hier sein.

Bak, konu şu ki, burada da mutlu olabiliriz. En azından bir süreliğine.

Der Punkt ist, wir könnten hier zumindest für eine Weile glücklich sein.

Yemek yemelisin çünkü bir süre burada olacaksın.

Du solltest essen, du wirst eine Weile hierbleiben.

Click to see more example sentences
olmak passen

Eski bir Çin şerefesi uygun olur.

Ein chinesischer Trinkspruch würde passen.

Merak etme İzci, o sana göz kulak olur.

Keine Sorge, Pfadfinder, sie passt auf dich auf.

Christian ve Xavier sana göz kulak olacak.

Christian und Xavier passen auf dich auf.

Click to see more example sentences
olmak stecken

Her şeyin arkasında olabilir.

Sie könnte hinter allem stecken.

O bizim oğlumuz ve biz de onun nerede olduğunu bulup onu kurtaracağız.

Er ist unser Sohn und wir müssen herausfinden, wo er steckt und ihn dort herausholen.

Bunun arkasında o olmalı.

Er muss dahinter stecken.

Click to see more example sentences
olmak vorkommen

Bu bir daha asla olmayacak.

Es wird nie wieder vorkommen.

Daha önce hiç olmamıştı Bay Carnegie.

Das ist noch nie vorgekommen, Herr Carnegie.

Sana söz veriyorum Böyle bir şey bir daha asla olmayacak.

Ich verspreche ich verspreche, das wird nie wieder vorkommen.

Click to see more example sentences
olmak bestehen

Ama bir beyefendi olarak ısrar ediyorum.

Ich bin ein Gentleman. Ich bestehe darauf.

Ama gerçek olan şu ki... .birşeyleri geliştirmek küçük kazanımlarla olur.

Aber in Wirklichkeit besteht die Weltverbesserung aus den kleinen Schritten.

Ünlü mezunumuz, Larry Duberman Evet, o Larry Duberman. Mezunlar toplantısının bu ay olması konusunda ısrar ediyor.

Unser prominentester Ehemaliger, Larry Duberman ja, der Larry Duberman besteht auf ein Treffen diesen Monat.

Click to see more example sentences
olmak vorgehen

Tam olarak ne olduğunu, bilmek istiyorum.

Ich will genau wissen, was hier vorgeht.

Bana burada ne olduğunu söyle?

Sag mir, was hier vorgeht!

Çocuklar korkunç bir şey olduğunu biliyorlar.

Die Kinder wissen, dass etwas Schreckliches vorgeht.

Click to see more example sentences
olmak verhalten

Hey, hadi, Jake, bundan daha zeki olmalıyız.

Hey, komm schon, Jake, wir müssen uns klüger verhalten.

Peki, ne TTP gibi görünüp, TTP gibi davranan testlerde TTP gibi sonuç veren ama TTP olmayan şey nedir?

Also was sieht nach TTP aus, verhält sich wie TTP, lässt sich wie TTP testen, aber ist kein TTP?

Ama istenmeyen cinsel yönetim sözel de olabilir.

Aber unerwünschtes sexuelles Verhalten kann auch verbal sein.

Click to see more example sentences
olmak vorfallen

Açıkça, dün gece hiçbir şey olmamış burada.

Eindeutig, ist hier gestern Nacht nichts vorgefallen.

Burada başka bir şeyler olmuş.

Hier ist etwas anderes vorgefallen.

Dün gece kasabada bir şeyler oldu.

Gestern Abend ist hier etwas vorgefallen.

Click to see more example sentences
olmak stattfinden

Yakında oldukça harika bir kahramanlık göreceksiniz.

Hier wird bald ziemlich legendäres Heldenzeug stattfinden.

Ama bir şeyler oldu, B'Elanna.

Aber es hat etwas stattgefunden.

Bir katliam yaşanıyor olabilir miydi?

Das vielleicht ein Massaker stattfinden könnte?

Click to see more example sentences
olmak ablaufen

Bayanlar ve baylar, bu olduğundan çok daha berbat olabilirdi.

Ladies und Gentlemen, das hätte viel schlimmer ablaufen können.

Böyle mi olacak yani?

Wird das jetzt so ablaufen?

Şimdi şöyle olacak ki

Es wird jetzt so ablaufen.

Click to see more example sentences
olmak eintreffen

Hiçbir şey beklediğim gibi olmadı, Ashley. Hiçbir şey.

Nichts ist eingetroffen, wie ich es erwartete, Ashley.

İyi kalpli Beaufort lordu yakında burada olacak.

Der gute Seigneur von Beaufort wird bald hier eintreffen.

Kim Do-shin bir saat içinde burada olacak efendim.

Kim Do-Shin wird in einer Stunde eintreffen.

Click to see more example sentences
olmak eintreten

Bir oğlum olsaydı, o da orduya katılırdı.

Wenn ich einen Sohn hätte, wäre der auch eingetreten.

Acil bir durum olursa şansına küs.

Falls ein Notfall eintritt, haben Sie Pech.

Sadece seçilmiş olanlar girebilir.

Nur die Auserwählten dürfen eintreten.

Click to see more example sentences
olmak reifen

Nasıl olur yeni lastikler?

Wie können neue Reifen?

Bu oldukça olgun bir duygudur.

Es ist eine ziemlich reife Emotion.

O" kelimesi, Akademi Ödülü değerinde bir son olurdu.

Also DAS wäre ein Oscar-reifes Ende gewesen.

Click to see more example sentences
olmak zustande

Bu makul olmayan gecikmelere sebep oluyor.

Dadurch kommen unzumutbare Verspätungen zustande.

Wendy lütfen inan bana bu koşulların olduğunu bilmiyordun.

Wendy, bitte glaube mir, ich wusste nichts von diesen Zuständen.

olmak sich ereignen

Başkan Nemerov, Amerika Birleşik Devletleri'nde bir nükleer patlama oldu.

Präsident Nemerow, ein atomarer Vorfall hat sich in den USA ereignet.

olmak abspielen

Bilgisayar, Fotonlar Özgür Olmalı EMH programını çalıştır.

Computer, MHN-Programm "Seid frei, Photonen" abspielen.

olmak ereignen

Başkan Nemerov, Amerika Birleşik Devletleri'nde bir nükleer patlama oldu.

Präsident Nemerow, ein atomarer Vorfall hat sich in den USA ereignet.

olmak erfolgen

Ödemeler otomatik yapılıyor olabilir.

Die Zahlungen könnten automatisch erfolgen.

olmak zustande kommen

Bu makul olmayan gecikmelere sebep oluyor.

Dadurch kommen unzumutbare Verspätungen zustande.