programı

Mesela geçen yıl, çevrimiçi bir eğitim programına katılmıştım.

Letztes Jahr habe ich einen Online-BWL-Kurs belegt.

Ama benim kendi spor programım var.

Aber ich hab meine eigene Sportschau.

Ruhum yok. Yazılım programım var.

Ich habe keine Seele, sondern Software.

Ama sonra, bu deneyimsel tedavi programını bulduk.

Aber wir fanden diese experimentelle Versuchsstudie.

Güzel ama biz işletme programlarına bakıyoruz.

Schön, aber wir suchen eine Handelsschule.

Burada yoğun bir programımız var.

Wir haben hier einen Babyfahrplan.

Aslında daha kısıtlayıcı bir program tasarlıyoruz.

Wir entwerfen gerade eine einschränkendere Sendung

Yeni antrenör, yeni program demek.

Neuer Trainer bedeutet neue Aufstellung.

Çok yorucu bir programım var maalesef.

Eine sehr strapaziöse Reise, leider.

Bazen sohbet programlarına davet ediliyorum.

Ich werde manchmal zur Talkrunde eingeladen.