süreceğini

Yani; Külot Havuzu'ndaki Colette Piscine "Pont de Flaque"e doğru arabasını sürüyor

Collette Piscine, auf Französisch "Pantypool", fährt über die "Pont de Flag",

Tekerlekli sandalye sürebilir misin?

Könntest du im Rollstuhl fahren?

Tanrım, ne kadar uzun sürdü.

Gott, es hat ewig lange gedauert.

O zaman geri sayım süresini tutacağım.

Also dann werde ich das Startsignal geben.

Ne kadar süredir buradayım?

Wie lange bin ich hier?

Ve bu sefer, sonsuza kadar sürecek.

Und diesmal wird er andauern.

Onu senden daha uzun süredir tanıyorum.

Ich kenne ihn viel länger als du.

Bizler Tokugawa Klan'ının yıllardan beri süregelen savaşçılarıyız.

Wir sind seit langer Zeit Lehnsmänner des Hauses Tokugawa!

Bu hikaye çok mu uzun sürecek?

Ist die Geschichte noch länger? Kurzum:

Üç yıl falan sürüyor ve sadece kız var.

Dauert so drei Jahre und es gibt nur Mädchen.