süren

Bu çığır açan buluşlar, yıllar süren aralıksız çalışmalar olmasa başarılabilir mi?

Wurden diese großartigen Durchbrüche jemals erzielt ohne jahrelanges unermüdliches Studium?

Bir süreliğine yalnız kalmak istiyorum.

Ich möchte ein bisschen allein sein.

Bir süreliğine burada kalabilir miyim?

Kann ich hier eine Weile wohnen?

Lütfen dikkatli sür.

Fahr bitte vorsichtig.

İnceleme yaklaşık yedi dakika sürecek.

Spektralanalyse dauert etwa sieben Minuten.

Bu Blutbad-Bauerschwein kavgası asırlardır sürüyor.

Diese Blutbad-Bauerschwein-Fehde reicht Jahrhunderte zurück.

En azından kısa bir süreliğine.

Zumindest für eine kleine Weile.

Hayır ben sürmek istiyorum.

Nein, ich möchte fahren.

En azından bir süreliğine.

Für eine Weile zumindest.

Onuruna leke sürülen ruhlarımız Gre'thor'a alınıyor.

Unsere entehrten Seelen werden nach Gre'thor gebracht.