sıkıştı

Sık sık seni görmeye geleceğim, söz veriyorum.

Ich komme dich oft besuchen. Versprochen.

Aslına bakarsan sıkılmak güzel bir değişiklik olurdu.

Ernsthaft, Langeweile wäre eine schöne Abwechslung.

Ama ben senin kötülüğünü çok can sıkıcı buluyorum.

Aber ich finde deine Boshaftigkeit extrem nervig.

Sıkıcı, korunaklı ve içler acısı bir hayat yaşamışım.

Ich hatte ein langweiliges, beschütztes, armseliges Leben.

Buraya sık sık gelir misin?

Kommen Sie oft hierher?

Buraya sık gelen bir arkadaşım var.

Ein Freund kommt oft hierher.

Ben seni sık sık ziyarete gelirim.

Ich werde dich öfter besuchen kommen.

Sanırım seni daha sık uyandırmalıyım, Küçük Ördek.

Ich sollte dich öfter wecken, kleine Ente.

Buraya sık gelir mi?

Kommt sie oft hierher?

Güvenli, rahatlatıcı, boğucu, sıkıcı.

Sicher, behaglich, erdrückend, langweilig