Turkish-German translations for sıkıcı:

langweilig · öde · lästig · ärgerlich · nervig · fade, fad · geistlos · other translations

sıkıcı langweilig

Sıkıcı, korunaklı ve içler acısı bir hayat yaşamışım.

Ich hatte ein langweiliges, beschütztes, armseliges Leben.

Katlanılmaz bir şekilde can sıkıcı.

Sie ist unerträglich langweilig.

Geçmişe dönük bu açıklamalar son derece sıkıcı ve gereksiz.

Ich finde deine retrospektiven Ausführungen langweilig und unnötig.

Click to see more example sentences
sıkıcı öde

Hala o eski sıkıcı oyunu mu oynuyorsun?

Spielst du immer noch diese öden alten Spielchen?

Bayan Charles, bu sizin için sıkıcı olmalı.

Mrs. Charles, das muss öde für Sie sein.

Tozlu, renksiz, çok sıkıcı.

Staubig, öde, sehr langweilig.

Click to see more example sentences
sıkıcı lästig

Robin Hood can sıkıcı bir sinek.

Robin Hood. Eine kleine lästige

Bu gerçekten can sıkıcı.

Das ist äußerst lästig.

Sıkıcı, yaşlı bir yaratık, değil mi?

Lästige alte Kreatur, oder nicht?

Click to see more example sentences
sıkıcı ärgerlich

Çok can sıkıcı biliyorum.

Ich weiß, das ist Ärgerlich.

Yine de, can sıkıcı.

Trotzdem ist es ärgerlich.

Can sıkıcı bir durum, ama ne yapacaksın?

Es ist ärgerlich, aber was soll man tun?

Click to see more example sentences
sıkıcı nervig

Ama ben senin kötülüğünü çok can sıkıcı buluyorum.

Aber ich finde deine Boshaftigkeit extrem nervig.

Biliyor musun, bazen titreşimlerin can sıkıcı olabiliyor.

Weißt du, manchmal sind deine Vibes echt nervig.

Babam niye bu kadar sinir bozucu ve sıkıcı?

Warum ist Dad so langweilig und so nervig?

sıkıcı fade, fad

Senin de güvencen var ama çok sıkıcı bir hayat yaşadın.

Sie haben Sicherheit, aber führen ein fades Leben.

sıkıcı geistlos

Hatta bütün bu sıkıcı ülkeyi alabilir.

Er kann das ganze geistlose Land wiederhaben.