Turkish-German translations for sıra:

Reihe · Reihenfolgen, Reihenfolge · Schlangen, Schlange · Platz · Zeitpunkt · Folge · reihen · Bänke, Bank · Linien, Linie · Warteschlange · Folgen · Zeile · ordnung · other translations

sıra Reihe

Mavi ceket, ikinci sıra.

Blaue Jacke, zweite Reihe.

İkinci sıra, ateş.

Zweite Reihe: Feuer!

Beyaz haçlar, sıra sıra.

Weiße Kreuze, Reihe für Reihe.

Click to see more example sentences
sıra Reihenfolgen, Reihenfolge

Ve o küçük kıza sırasıyla işkence edilmiş, tecavüz edilmiş ve boğazlanmış.

Ein kleines Mädchen wurde gequält, vergewaltigt und erdrosselt. In der Reihenfolge.

Kronolojik sırayla. Haklısın.

In chronologischer Reihenfolge.

Sana bu yazım örneklerinin yazarlarının olası cinsel sapıklık derecesine göre artacak şekilde sıraya koymanı söylemiştim.

Vorhin ließ ich dich die Schriftproben sortieren, in absteigender Reihenfolge der potenziellen sexuellen Devianz der Autoren.

Click to see more example sentences
sıra Schlangen, Schlange

İşte bu hayvani uzunluktaki sırada bekliyoruz.

Wir warten in dieser arsch-langen Schlange.

Annem ve ben yemek sırasında, Bob Seger'in çim konseri için sırada beklemiştik

Meine Mom und ich warteten in Schlangen auf Essensmarken, Bob Seger Rasensitzplätze

Bu sıradan bir yılan değildi. Kocaman bir şeydi.

Nur war das keine normale Schlange, diese war gross.

Click to see more example sentences
sıra Platz

Sen ve ben, final masasında birinci ve ikinci sıra.

Du und ich, erster und zweiter Platz im Finale.

Burası sıradan bir yer değil.

Das ist kein gewöhnlicher Platz.

Marc Marquez şimdi ikinci sırada.

Marc Marquez jetzt auf Platz zwei.

sıra Zeitpunkt

Donna, hiç sırası değil şimdi.

Donna, jetzt ist kein guter Zeitpunkt.

Miranda, şimdi hiç sırası değil.

Miranda, es ist kein guter Zeitpunkt.

Şimdi sırası değil, tamam mı? Hayır.

Jetzt ist nicht der Zeitpunkt dafür, okay?

sıra Folge

Sırada N.I.T'nin ödüllü programı "Evdeki değerler" geliyor.

Es folgt N.I.T.s preisgekrönte Sendung Häusliches Glück.

Ve şimdi sırada meşhur tornado tüneli denemesi.

Und nun folgt die berüchtigte Tornado-Tunnel-Prüfung.

Sıradaki, Bay Guy Trilby.

Es folgt Mr. Guy Trilby.

sıra reihen

İçeri gelin! Oradaki son on sırayı kontrol edin!

Potting, überprüfen Sie die letzten zehn Reihen dort.

Geçen yıl matematik dersinde iki sıra arkamda otururdu.

Letztes Jahr saß sie zwei Reihen hinter mir in Algebra.

Üç yıldız, iki sıra.

Drei Sterne, zwei Reihen.

sıra Bänke, Bank

Sıradaki parça da Jersey Central Bankası'nın haciz mallarından. Bu bir MlCR makinesi, banka çeklerini kodlamak için kullanılır.

Nächster Posten, auch aus der Konkursmasse der Jersey Central Bank, ein MICR-Encoder, ein Gerät zum Kodieren von Bankschecks.

Ahır, kaplan, araba, çekiç, ağaç, bina, bardak, telefon, tost makinesi ev, bebek, futbol, kitap, şemsiye, sıra, ataç.

Scheune, Tiger, Auto, Hammer, Baum, Telefon, Toaster, Haus, Puppe, Football, Buch, Schirm, Bank, Büroklammer.

sıra Linien, Linie

İkinci sıra ileri.

Zweite Linie vorwärts!

Tatum, arka sırayı temizle!

Tatum, sichere die hintere Linie!

sıra Warteschlange

Molina, bu çocuğu sıranın başına alın.

Molina, der Junge überspringt die Warteschlange.

sıra Folgen

Hadi devam edin, tahliye sırasını takip edin.

Bitte gehen Sie weiter. Folgen Sie der Evakuierungsroute.

sıra Zeile

Merrit, bir sıra alabilir miyim lütfen?

Merritt, bekomme ich eine Zeile, bitte?

sıra ordnung

Lillian Vernon kataloglarımın sırasını karıştırayım deme sakın.

Zestöre nicht die Ordnung meiner Lilian Vernon Kataloge.