Turkish-German translations for savaş:

Kriege, Krieg · Kampf · Schlachten, Schlacht · Schlachtfeld · Weltkrieg · Bürgerkrieg · Kämpfe · Kriegsführung · other translations

savaş Kriege, Krieg

Savaşlar, bağnazlık, televangelizm.

Kriege, Fanatismus, Televangelismus.

Cennet ve Cehennem arasındaki büyük savaştan sonra

Nach dem Großen Krieg zwischen Himmel und Hölle

Bu bina Soğuk Savaş tarafından finanse edildi.

Dieses Gebäude wurde durch den Kalten Krieg finanziert.

Click to see more example sentences
savaş Kampf

Savaşmak istiyorsun?

Wollen Sie kämpfen?

Ama ben savaşmak istiyorum.

Aber ich will kämpfen.

Işık-siklet savaşı başlatılıyor.

Initiiere Lichtrenner Kampf.

Click to see more example sentences
savaş Schlachten, Schlacht

Ben çoktan bir savaş yaptım.

Ich kämpfte schon eine Schlacht.

Savaş ücretiniz, beyler.

Euer Schlacht-Sold, Gentleman.

Hani şu takvimlerde resmedilen savaşlardaki gibi mesela Waterloo Savaşı gibi.

Wie Karrees, wie auf den Kalenderbildern von der Schlacht bei Waterloo.

Click to see more example sentences
savaş Schlachtfeld

Korkarım General Jackson'un sesi savaş alanına daha uygun.

Ich fürchte, General Jacksons Stimme eignet sich mehr fürs Schlachtfeld.

Genetik mutasyonlar, savaş için geliştirilen hayvanlar

Genetische Mutationen, für das Schlachtfeld gezüchtete Tiere.

Sör Boros, Sör Mandon. Dayımın yanında kalın ve savaşta kralı temsil edin.

Ser Boros, Ser Mandon, bleibt bei meinem Onkel und vertretet den König auf dem Schlachtfeld.

Click to see more example sentences
savaş Weltkrieg

Bir başka dünya savaşı başlatabiliriz.

Wir könnten einen neuen Weltkrieg riskieren.

İkinci Dünya Savaşı Dönemi.

Zeit: der Zweite Weltkrieg

Hayır, İkinci Dünya Savaşı.

Nein, den Zweiten Weltkrieg.

Click to see more example sentences
savaş Bürgerkrieg

Gerçek bir Saylon savaşı.

Ein echter zylonischer Bürgerkrieg.

İç savaş sona ermişti.

Der Bürgerkrieg ist beendet.

Yukarıda bir sivil savaş var!

Es herrscht Bürgerkrieg da oben!

Click to see more example sentences
savaş Kämpfe

Nehirleri yüzüp, dağlara tırmanıp, savaşlar yapmışsınızdır.

Flüsse durchschwommen, Berge erklommen, Kämpfe gefochten.

İkimiz için de savaş!

Kämpfe für uns beide!

Onun için savaş.

Kämpfe für ihn.

Click to see more example sentences
savaş Kriegsführung

Şeriat kanununa göre, savaş için Yahudilerden para alınmasına izin verilmiştir

Laut Schariatgesetz ist es erlaubt von Juden Geld für die Kriegsführung wegzunehmen

Psikolojik savaşta yeni bir ufuk, Stalin'in rüyasıydı.

Eine neue Dimension psychischer Kriegsführung. Das war Stalins Traum.

Psikolojik savaş yaratmaya çalışıyor.

Er benutzt psychologische Kriegsführung.

Click to see more example sentences