savunmasının

Standart savunmasız küçük bir kız.

Übliches, wehrloses kleines Mädchen.

Seni savunmasız yapar.

Macht dich verletzlich.

Savunmasız bir avın hiç bir hatırası yoktur.

Ein wehrloses Opfer ist eine schlechte Trophäe.

Siz narin ve savunmasız bir evladımızsınız.

Ihr seid ein sehr schmächtiges Mädchen.

İki saniye savunmasız kalırlar.

Sie sind zwei Sekunden verwundbar.

Gıda, erzak ve kadınlar Hepsi de savunmasız.

Nahrung, Vorräte, Frauen, alles ist ungeschützt.

Savunmasız zayıf, güçsüz.

Wehrlos. Schwach, verwundbar.

Makine ne kadar savunmasız?

Wie verwundbar ist sie?

O insanlar neden bu savunmasız yerde yaşıyorlardı?

Warum lebten diese Leute an diesem unbefestigten Ort?

Lisbeth'in bu davadaki savunmasını hazırlıyorum.

Gleichzeitig arbeite ich an Lisbeths Verteidigung.