sebebe

Ve doğal sebeplerden değil.

Und nicht eines natürlichen Todes.

Sebebi vardı, Ze. Mahalleyi terket.

Neguinho hatte einen Grund, Zé.

Bana bir sebep söyle bücür.

Gib mir einen Grund, Kleiner.

Ölüm sebebini oku.

Lies die Todesursache.

Anıtların anıt olmasının bir sebebi vardır.

Monumente sind aus gutem Grund monumental.

Sadece bir sebebi olabilir.

Es gibt nur einen Grund.

Buna ne sebep oldu?

Was hat das verursacht?

Senin para araştırmaların buna sebep verdi.

Ihre Bankuntersuchung hat das ausgelöst.

Neden değil, bana bir tane sebep göster.

Sag mir einen Grund, warum nicht.

Buna ne sebep oluyor?

Nun, was verursacht das?