seviyesi

Tüm anasistemler çöktü, güç seviyeleri hızla düşüyor.

Alle Hauptsysteme versagen. Energieniveaus fallen rapide.

Yüksek seviyede nükleonik radyasyon tespit ediyorum.

Ich empfange hohe Werte nukleonischer Strahlung.

Hava temizleyicleri kritik seviyede.

Luftverschmutzung erreicht kritisches Niveau.

İkinci seviye tehlikeli madde müdahalesi gerekiyor.

Wir brauchen Gefahrengutschutzanzüge zweiten Grades.

Küçük düzeltmeler. Kanatlar ayni seviyede.

Kleine Korrekturen, Flügel horizontal.

Yarın seviye tespit sınavım var.

Ich habe morgen meinen Eignungstest.

İyi bir koşu seni kabullenme seviyesine çıkaracak.

Ein guter Lauf führt dich zur Akzeptanz.

İmha sinyali maksimum seviyede güçlendirildi.

Wiederhole, Zerstörungssignal maximal verstärkt.

Hayati fonksiyonların kritik seviyeye düştü.

Ihre Vitalwerte erreichen ein kritisches Niveau.

Bir saç tokasının seviyesine gelmem gerek.

Ich muss einem Haarband gerecht werden.