Turkish-German translations for suç:

schulden, Schuld · Verbrechen · Kriminelle · Komplize · Verbrecher · Fehler · straftat · Vergehen · kriminalität · Kriminalitätsrate · Kriegsverbrechen · Krimi · Gewaltverbrechen · Kapitalverbrechen · Sünden, Sünde · delikt · other translations

suç schulden, Schuld

Neden her şey, her zaman Benim suçum?

Warum ist immer alles meine Schuld?

Max da benim kadar suçlu.

Max ist genauso schuld wie ich.

Herkes hamile kalacak ve bu da senin suçun!

Alle werden schwanger, und das ist deine Schuld.

Click to see more example sentences
suç Verbrechen

Bir kahraman bir akılsızca suç daha.

Noch ein Held Noch ein sinnloses Verbrechen

Gençlerin azgınlığı suç değildir.

Jugend-Geilheit ist kein Verbrechen.

Kılık değiştirmek bir suç değildir.

Sich herauszuputzen ist kein Verbrechen.

Click to see more example sentences
suç Kriminelle

Hayır, gerçek bir suç dehası olması lazım.

Nein, ich muss eine echte Kriminelle ausfragen.

Kenar mahalleler tam bir suçlu yuvasıdır.

Slums sind Brutstätten für Kriminelle.

Jackie, suçlu falan değil.

Jackie ist keine Kriminelle!

Click to see more example sentences
suç Komplize

En azından artık bir suç ortağım var.

Aber zumindest habe ich jetzt einen Komplizen.

Acımasız bir toplum yarattılar ve biz kasıtsız suç ortaklarıyız.

In ihrer repressiven Gesellschaft sind wir ihre unwissenden Komplizen.

Belki bir suç ortağı vardı.Hayır

Vielleicht hatte er einen Komplizen?

Click to see more example sentences
suç Verbrecher

Bir adam, bir suçlu Bu gece idam edilmeli.

Ein Verbrecher soll heute Abend hingerichtet werden.

Teslim olun! Sizi suçlular!

Ergebt euch, ihr Verbrecher!

O bir suçlu değil.

Er ist kein Verbrecher.

Click to see more example sentences
suç Fehler

O bir O, suçlu falan değil o sadece organik çiftçi ve aptalca bir hata yaptı.

Er ist kein Verbrecher, nur ein Biobauer, der einen blöden Fehler gemacht hat.

Evet, bu Chiana'nın suçu.

Genau, es ist Chianas Fehler.

Ama belki de bu benim suçum.

Aber vielleicht war das mein Fehler.

Click to see more example sentences
suç straftat

Burada ağır bir suça kalkışıyoruz.

Wir begehen da eine Straftat.

Bir suç işliyoruz Harry!

Es ist eine Straftat, Harry!

Bu ağır bir suç, bunu biliyorsun.

Das ist eine Straftat, wissen Sie.

Click to see more example sentences
suç Vergehen

Önemsiz bir suç değil bu, Sayın yargıç.

Das ist kein leichtes Vergehen, Euer Ehren.

Hafif bir suç sadece.

Nur ein minderes Vergehen.

WILLIAM SULLIVAN SUÇ:

WILLIAM SULLIVAN VERGEHEN:

suç kriminalität

Yoksulluk, yüksek suç oranı.

Die Armut, die Kriminalität.

Erkeklerin Dünyası: Lucy Diamond ve Kültürel Suçun Psikolojisi

Lucy Diamond und die Psychologie kultureller Kriminalität

suç Kriminalitätsrate

Kira'nın sayesinde suç oranı azalıyor.

Die Kriminalitätsrate sinkt, dank Kira.

suç Kriegsverbrechen

Bu bir savaş suçu muydu, efendim?

War das ein Kriegsverbrechen, Sir?

suç Krimi

Simon, birkaç suç hikâyesini bozdu.

Simon veröffentlichte ein paar Krimis.

suç Gewaltverbrechen

Derek Watson, yakında şiddetli bir suça karışmak üzere.

Derek Watson wird an einem Gewaltverbrechen beteiligt sein.

suç Kapitalverbrechen

Yemek hanedeki sentezleyiciyi izinsiz kullanmak ağır suç içerir

Unerlaubte Benutzung des Replikators ist kein Kapitalverbrechen.

suç Sünden, Sünde

Peder Bernard'ın yaptığı şey kendi suçu.

Pater Bernards Sünde ist allein seine.

suç delikt

Evet bu çok ciddi bir suç.

Ja, das ist ein schweres Delikt.