Turkish-German translations for suçlama:

Anschuldigung · Anklage · anklagen · Vorwurf · Beschuldigung · Klage · beschuldigen · Anklagepunkt · other translations

suçlama Anschuldigung

Yanlış suçlama, ahlaksızlık

Falsche Anschuldigungen, Korruption

Bu suçlamalardan bıktım memur bey.

Ich bin diese Anschuldigungen leid, Officer.

Bir Grayson'dan iyi bir suçlama.

Welche Anschuldigung von einem Grayson.

Click to see more example sentences
suçlama Anklage

Cinayete teşebbüs, bu nedenle sahte, yanlış bir suçlama.

Versuchter Mord, deswegen ist es eine falsche, ungenaue Anklage.

En azından mahkeme suçlamada bulunana kadar, o zaman tabii ki hukuk davası açılacak.

Zumindest, bis das Gericht irgendeine Anklage erhebt. Dann gibt es natürlich zivilrechtliche Schritte.

O zaman hiçbir suçlama yok.

Dann gibt es auch keine Anklage.

Click to see more example sentences
suçlama anklagen

Bir saat içinde bütün suçlamaları düşürdüler.

Nach einer Stunde wurden alle Anklagen fallengelassen.

Tüm suçlamalar geri çekildi.

Alle Anklagen wurden fallengelassen.

Bütün suçlamalardan aklandim ben.

Sämtliche Anklagen sind fallengelassen.

Click to see more example sentences
suçlama Vorwurf

Cinayet ciddi bir suçlama.

Mord ist ein schwerer Vorwurf.

Bu suçlamaya çok alındım.

Dieser Vorwurf ist verletzend.

Bu bir iltifat yoksa suçlama mı?

Ist das ein Kompliment oder ein Vorwurf?

Click to see more example sentences
suçlama Beschuldigung

Ama bu suçlama herşeyi değiştirdi.

Aber die Beschuldigung hat alles verändert.

Bay Gittes'i bu korkunç bir suçlama.

Das ist eine unerhörliche Beschuldigung.

Hayır efendim, sadece suçlama doğrudur.

Nein, Sir die Beschuldigung ist korrekt.

suçlama Klage

Daha önce yayımladığımız belgeseller Bush'u ve yönetimini eleştiren en ağır suçlamaları içermiştir.

Unsere vergangenen Filme klagten die verbrecherischen und alptraumhaften Verbrechen der Bushregierung an.

Affedersiniz, Sayın Yargıç, ama suçlama bu değildi.

Verzeihung, Euer Ehren, aber das war nicht die Klage.

suçlama beschuldigen

Beni suçlamaya nasıl cüret edersin?

Du wagst es, mich zu beschuldigen?

suçlama Anklagepunkt

Son suçlama, adam kaçırma ve Julie Bynd, Max Conlan Rosa Gonzalez, Doktor Allen Klein

Im letzten Anklagepunkt: Freiheitsberaubung im Falle der Personen Julie Byrd, Max Conlan,