taş

gözlüler, çıkarcılar taş kalpliler, sadist küçük haspalardır.

Sie sind gierige, manipulative, kaltherzige, sadistische kleine Biester.

İnsanlara yardım etmek, benim için hayati önem taşıyor.

Anderen Menschen helfen, ist für mich geradezu lebensnotwendig.

Annen güzel bir mezar taşını hak ediyor.

Sie verdient einen schönen Grabstein, deine Mutter.

Ona küçük bir mezar taşı bile yaptırdım.

Ich habe sogar einen kleinen Grabstein aufgestellt.

Elliot'ın kız arkadaşı bu öğleden sonra taşındı.

Elliot's Freundin ist heute Nachmittag ausgezogen.

Taş bloklar arasında ezilecek nadide bir çiçek.

Eine zarte Blume, zwischen zwei Steinblöcken gepresst.

Ne zamandan beri androidler silah taşıyor?

Seit wann tragen Androiden Waffen?

Büyük granit bir taş yaklaşık olarak bir buçuk metre boyunda.

Ein großer Granitblock. Etwa einen halben Meter hoch.

Daha önce böyle müthiş bir taş mağarası görmemiştim.

Ich habe noch nie eine Kraftsteinhöhle gesehen.

Bir kurt adam öldürdüm bir ay taşı buldum.

Habe einen Werwolf getötet, ein Mondstein gefunden.