takıntı

Ve elbette hepsi de titiz, takıntı derecesinde düzenli, inatçı ve son derece cimridirler.

Und sie sind natürlich auch alle pedantisch, zwanghaft ordentlich, stur und extrem geizig.

Hayır, bu bir takıntı Tim, sağlıklı değil.

Nein, es ist eine Besessenheit, Tim, unheilbar.

Belki de ihtiras gerekiyordur; takıntı derecesinde bir ihtiras.

Vielleicht bedarf es einer Begierde, einer obsessiven Begierde.

Bu bir takıntı ve önemli bir güç.

Es ist eine Sucht und vitale Kraft.

Klaus'un takıntıları onu paranoyak yaptı.

Klauses Besessenheiten haben ihn Paranoid gemacht.

Victor'ın cüzdanı takıntı derecesinde düzenliydi.

Victors Portemonnaie war obsessiv geordnet.

Ve sen takıntıları olumsuzluk olarak algılıyorsun.

Sie betrachten Zwanghaftigkeit als negativ.

Aptalca bir takıntı, değil mi?

Es ist eine dumme Obsession, oder?

Sam, Sam, takıntı yapıyorsun.

Sam, Sam, du bist besessen.