tasarlamıştı

Her santimetresini şah bizzat kendisi tasarladı.

Jeder Quadratmeter wurde vom Shah selbst entworfen.

Düşünmek, tasarlamak, sorgulamak için saatlerimizi harcıyoruz.

Wir verbdingen Stunden denkend, gestaltend, fragend.

Thomas Jefferson tasarladı bunu.

Thomas Jefferson entwarf sie.

Bir plân tasarlamak için, efendim.

Um einen Plan auszuklügeln, Majestät.

Bunu erkek arkadaşın tasarladı.

Dein Freund hat sie entworfen.

Ayrıca, bankaların ve büyük şirketlerin her gün kullandığı güvenli çeklerin çoğunu Frank tasarladı.

Außerdem entwickelte Frank viele der fälschungssicheren Schecks die Banken und Erfolgsunternehmen jeden Tag benutzen.

Kendi tasarladığı bir alem değil mi?

Es ist eine Eigenkreation, richtig?

Şarkıcı ama aynı zamanda tasarladığı kıyafetler var.

Er ist ein Sänger, aber hat auch eine Modelinie.

Hal'i o tasarladı.

Er konstruierte Hal.

Gunderson tasarladı. O bir dahi.

Gunderson ist ein Wunderkind.