uyan

Daha çok yasadışı ilaçlara el konmuş ve uyuşturucu tacirleri tutuklanmıştır.

Wir haben mehr illegale Drogen beschlagnahmt, mehr Drogenstraftäter verhaftet.

Eşcinsellik alkolizm ya da uyuşturucu bağımlılığına benzer bir hastalık.

Homosexualität ist eine Krankheit, wie Alkoholismus oder Drogensucht.

Uyuşturucu satıcısı, pezevenk bazı yeni projelerde yardımcı yapımcı.

Drogendealer, Zuhälter, Co-Produzent bei einem neuen geheimnisvollen Projekt.

Bir prens, silah satıcısı, uyuşturucu satıcı, kim bilir?

Ein Prinz, ein Waffenhändler, ein Drogenhändler, wer weiß?

Saldırgan alkolik kumarbaz bir uyuşturucu müptelasıydım.

Ein zügelloser alkoholabhängiger spielender Drogensüchtiger.

Fahişelik, uyuşturucu, trafik kazaları, bıçaklamalar

Prostitution, Drogen, Verkehrs unfälle, Messerstechereien

Uyuşturucu, çalıntı araba yok.

Keine gestohlenen Autos, keine Drogen.

Uyuşturucu, vandallık, hırsızlık okuldan kaçmalar.

Drogen, Vandalismus, Diebstahl, Schulschwänzen.

Herhalde gündüz uyuyorlar, değil mi? Kedi gibi.

Vermutlich schlafen sie tagsüber wie eine Katze, oder?

O zaman uyuşturucu da yok.

Dann habe ich auch keine Drogen.