uyarmadan

Belki biri onu uyarmaya çalışıyordu.

Vielleicht wollte ihn jemand warnen.

Üzgünüm, seni uyarmaya çalıştım.

Entschuldige, ich wollte dich warnen!

Seni uyarmaya çalıştım, Charles.

Ich wollte dich warnen, Charles.

Sizi saran aygıtlar duyularınızı beslemeye ve uyarmaya hizmet eder.

Die schlangenartigen Geräte nähren und stimulieren lhre Sinne.

Belki de bu Destiny'nin bizi uyarma şeklidir.

Vielleicht will uns die Destiny so warnen.

David, seni ve beni uyarmaya çalışıyordu.

David versuchte Dich und mich zu warnen.

Babam beni uyarmaya çalıştı.

Vater versuchte, mich zu warnen.

Nehret her zaman uyarmadan gelir.

Das Nehret kommt immer ohne Vorwarnung.

Bizi bir konuda uyarmaya çalışıyor.

Sie versucht, uns zu warnen.

Bizi bir şey için uyarmaya geldi.

Er wollte uns vor irgendetwas warnen.