Turkish-German translations for uzun:

lange · schon · lang · groß · mehr · weit · längst · hoch · other translations

uzun lange

Uzun bir kalış ya da kısa bir yolculuk bekliyordum.

Ich hatte einen langen Aufenthalt oder eine kurze Reise erwartet.

Ama bu uzun bir süre önceydi.

Und es ist schon lange her.

Üst katta çocuk odasında "Mary'nin uzun bir mezurayla çocukları ölçtüğü yerde

Oben im Kinderzimmer misst Mary die Kinder mit einem langen Bandmaß.

Click to see more example sentences
uzun schon

Oldukça uzun bir süre.

Schon eine ganze Weile.

Çok ama çok uzun bir zamandır doğru adamı arıyordu ve onların hepsi de prens değil.

Sie hat schon sehr, sehr lange nach dem richtigen Mann gesucht, und es sind nicht alle Prinzen.

Onu uzun zamandır tanıyor musun?

Kennen Sie sie schon lange?

Click to see more example sentences
uzun lang

Çünkü o benim kızım ve o da senin uzun zamandır kayıp sevgilin.

Weil sie meine Tochter ist und er ist dein lang verlorener Liebhaber.

İki ay uzun bir zaman.

Zwei Monate sind lang.

Bana iyi bir parça kalın ve uzun bir tahta bulabilir misin?

Kannst du mir ein gutes Stück Holz besorgen, so dick und so lang?

Click to see more example sentences
uzun groß

Bazı kadınlar uzun erkekleri sever. Bazıları kısa erkekleri sever.

Manche Frauen mögen große Männer, manche kleine Männer.

Uzun boylu, güzel, küçük yetişkin.

Große, schöne, kleine Erwachsene.

Uzun boylu, kısa saçlı, İngiliz.

Er ist groß, kurzes Haar, britisch.

Click to see more example sentences
uzun mehr

Ama bu uzun zaman önceydi ve artık bu konuda konuşmak istemiyorum.

Aber das ist schon lange her und ich will nicht mehr darüber sprechen.

Mesela Profesör Frank, uzunca bir süre hiçbir şey demedi.

Professor Frank, beispielsweise, hat schon lange nichts mehr gesagt.

Uzun zamandır soğuk bir şey servisi yapamıyoruz.

Nun, wir servieren lange Zeit nichts kaltes mehr.

Click to see more example sentences
uzun weit

Aramaya devam et. Biraz uzun sürebilir.

Suchen Sie weiter, könnte eine Weile dauern.

Başka bir tane basabilirim ve havasını boşaltarak denerim, ama daha uzun zaman alır.

Ich kann ein weiteres drucken und eine Vakuum-Bekeimung versuchen, aber das wird länger dauern.

Ama seni durdurmak için çok uzun yoldan geldim.

Und ich bin weit gereist, um dich aufzuhalten.

Click to see more example sentences
uzun längst

Senin uzun zamndır beklediğin ataman.

Ihre längst überfällige Versetzung.

Bu soruşturma uzun zamandır bekleniyordu.

Diese Ermittlung ist längst überfällig.

Uzun zamandır hazır.

Schon längst fertig.

Click to see more example sentences
uzun hoch

Ben bu oyunu senden çok daha yüksek seviyede ve çok daha uzun zamandır oynuyorum.

Ich spiele dieses Spiel schon viel länger als du, auf viel höherem Niveau.

Ernesto Chavez, uzun zamandır üst düzey bir hedefti.

Ernesto Chavez ist schon lange ein Ziel mit hoher Priorität.

Ormanın derinliklerinde, uzun ağaçların arasında bir vadide, Büyük, siyah, korkunç Humpelfinkel vardı!

Tief im Wald, in einem Tal, zwischen hohen Bäumen, lebte ein großer, schwarzer grausiger Humpelfinkel!