Turkish-German translations for yüksek:

hoch · laut · groß · sehr · oberer, Ober · aufwärts · other translations

yüksek hoch

İyi bir domuz için yüksek bir fiyat.

Ein hoher Preis für ein originelles Schwein.

Östrojen seviyeleri yüksek.

Östrogenspiegel ist hoch

Alzheimer, Parkinson, yüksek tansiyon, obezite, yaşlanma iktidarsızlığa neden olabilir.

Alzheimer, Parkinson, hoher Blutdruck, Fettsucht, kann alles Impotenz verursachen.

Click to see more example sentences
yüksek laut

Yüksek sesle söyler misiniz, lütfen?

Können Sie lauter sprechen, bitte?

Daha yüksek sesle konuşmalısın.

Sie müssen etwas lauter reden.

Yüksek sesle piçler!

Lauter, ihr Mistkerle!

Click to see more example sentences
yüksek groß

Bu yaratık yüksek rakımda ve aşırı derecede düşük soğuklukta yaşıyor.

Diese Kreatur lebt in großen Höhen und bei extrem niedrigen Temperaturen.

Ama olasılık yüksek değil mi?

Aber die Wahrscheinlichkeit ist groß

Yüksek bütçeli bir seks filmi.

Einen Sexfilm mit großem Budget drehen.

Click to see more example sentences
yüksek sehr

Çok yüksek ikramiyeler olması adil mi?

Sehr hohe Vergütungen gerechtfertigt sind?

Bu gece müzik çok yüksekti.

Heute Abend, Musik sehr laut.

Onlar arasında çok yüksek mertebede bir kadın var.

Es gibt eine sehr hoch gestellte Frau unter ihnen.

Click to see more example sentences
yüksek oberer, Ober

Po'yu ve bu Çıyan askerlerini bulmak S.H.I.E.L.D. için yüksek öncelikli bir konu.

Die Suche nach Po und dieser Centipede Soldaten hat oberste Priorität für S.H.I.E.L.D.

Yüksek mahkeme diye bir şey var.

Es gibt einen Obersten Gerichtshof.

Çok yüksek öncelikli yeni bir proje bildireceğim.

Ich habe ein neues Projekt mit oberster Priorität.

Click to see more example sentences
yüksek aufwärts

Bizim gibi insanlar için işler ne kadar ilerlerse düşmemiz de o kadar yüksekten olur.

Wenn es für Menschen wie uns aufwärts geht, ist die Fallhöhe umso größer.