yüzden

Ben de o yüzden bu ses geçirmez kulaklıkları aldım.

Deswegen habe ich diese geräusch schluckende Kopfhörer gekauft.

Elimde bir kanıt yok ama senelerdir Victoria'nın yüzünü inceliyorum.

Ich habe keine Beweise, aber ich habe Victorias Gesicht jahrelang studiert.

Bir el falcısı yüzüne bakarak Marshall'ın geleceğini okuyabilir.

Ein Handflächenleser könnte Marshalls Zukunft anhand deines Gesichts vorhersagen.

En azından bazıları gibi koroner damarlarım yüzünden skolyoz olmuyorum.

Wenigstens habe ich keine Rückgratverkrümmung durch meine Koronar-Venen wie andere Leute.

Biliyorum, bu yüzden az önce en iyi arkadaşıma yalan söyledim.

Ich weiß, darum habe ich gerade meinen besten Freund angelogen.

Beyler, görüyorum ki asılsız söylentiler yüzünden sinirleriniz gerilmiş.

Gentlemen wie ich sehe, haben unbegründete Gerüchte erhitzte Gemüter verursacht.

Ne zamandan beri yüz tanıma yazılımımız var?

Seit wann haben wir eine Gesichtserkennungssoftware?

Bu yüzden bu eski Hollywood Yahudi gözlüklerini aldım.

Deswegen habe ich diese alte jüdische Hollywoodbrille besorgt.

Nehirleri yüzüp, dağlara tırmanıp, savaşlar yapmışsınızdır.

Flüsse durchschwommen, Berge erklommen, Kämpfe gefochten.

Seni de bu yüzden görmek istedim.

Deshalb wollte ich dich sehen.