Turkish-German translations for yakın:

nahe, nah · nächster, nächst · an · bei · eng · auf · dicht · dicht bei · other translations

yakın nahe, nah

Ne kadar yakın olmak zorundayız?

Wie nah müssen wir dran sein?

Hayır, gayet yakın.

Nein, nahe genug.

Ben Daha önce bir erkeğe bu kadar yakın olmamıştım.

Ich bin einem Mann zuvor nie so nahe gekommen.

Click to see more example sentences
yakın nächster, nächst

Onu en yakın karakola götürüyorum.

Ich bringe ihn zur nächsten Substation.

Ayrıca bir dahaki sefere kibrit yak.

Und nächstes Mal Streichholz anzünden!

Mario'nun en yakın akrabası.

Er ist Marios nächster Angehöriger.

Click to see more example sentences
yakın an

Fırınları yak, Pasta Adam' Büyük bir siparişimiz var'

Heiz den Ofen an, Muffin-Mann! Wir haben eine große bestellung!

Sadece Pasifik kıyılarında ve genellikle tatlı suya yakın vücutlarda bulunur.

Wir nur an der pazifischen Küste und meistens nahe Seewassergewässern gefunden.

Yak onu Johnny, benim için.

Zünd es an, Johnny, für mich.

Click to see more example sentences
yakın bei

Bize çok daha yakın, seni daha sık görebileceğiz.

Viel näher bei uns, wir würden uns viel öfter sehen.

Sayın Hâkim, yakın zamana kadar Bay Canning, MRG İlaç şirketinin avukatıydı.

Euer Ehren, bis vor kurzem, war Mr. Canning Firmenanwalt bei MRG Pharmaceuticals.

Bay Ridge, Staten Island'a yakın değil mi?

Bay Ridge ist bei Staten Island, oder?

Click to see more example sentences
yakın eng

Çünkü Bay Cassell ve ben çok yakın dostuz.

Weil Herr Cassell und ich sehr eng befreundet sind.

Shingo ve ben yakın arkadaştık, kardeş gibiydik.

Shingo und ich waren eng befreundet, wie Brüder.

Pee-Stain ve ben çok yakın arkadaştık.

Pipipete und ich waren eng befreundet.

Click to see more example sentences
yakın auf

Bana ve yeni en yakın arkadaşıma bak.

Schau auf mich und meinen neuen besten Freund.

Doğu Yakası ile Batı Yakası arasındaki çekişmenin nedeni ne?

Was hat es mit dieser Ostküste Westküste-Sache auf sich?

Ama yakın zamanda fark ettim ki hepimiz aynı taraftayız.

Aber ich realisierte vor kurzem, dass wir auf derselben Seite sind.

Click to see more example sentences
yakın dicht

Evet. Bana yakın kal.

Bleib dicht hinter mir.

Aurora, bana yakın dur.

Aurora, bleibt dicht bei mir.

Hecht, ona çok yakın duruyor.

Hecht steht zu dicht bei ihm.

yakın dicht bei

Aurora, bana yakın dur.

Aurora, bleibt dicht bei mir.

Hecht, ona çok yakın duruyor.

Hecht steht zu dicht bei ihm.