yakar

Ben mi? Bu kitabı yakacağım.

Ich werde dieses Buch verbrennen.

Demir, perileri yakar.

Eisen verbrennt Feen.

Çok dindardır, mumlar yakar.

Sehr religiös, zündet Kerzen an.

Bir gece amansız bir keder içindeyken tüm eski sahne dekorlarını ve kostümleri yaktım.

In einer Nacht tiefster Verzweiflung verbrannte ich all die alten Kostüme und Kulissen.

Ben de Noel Baba, rengeyikleri ve Mutlu Noeller tabelasını yakacağım.

Unterdessen kann ich Santa, Rentier und das Weihnachtsschild beleuchten.

Shelley, hayatım, benim için mumları yakar mısın?

Liebster Shelley, würdest du die Kerzen für mich anzünden?

Ben de yeniden yaktım.

Ich habe es wieder entfacht.

Dikkatli ol, yoksa kendini çok kötü yakarsın.

Sei vorsichtig, sonst verätzt du dich.

Bir adım daha atarsan seni yakarım.

Einen Schritt weiter und ich röste dich.

Cesetleri sadece ölüm nedenini gizlemek için yakarsın ve ortada mermi kovanı da yok.

Man verbrennt Leichen nur, um die Todesursache zu verschleiern, und es gibt keine Patronenhülsen.